Erzurum'daki bazı okulların çevresinde cereyan ettiği ileri sürülen olaylarla ilgili olarak dün bir habere yer vermiştik gazetemizde...
Ve mealen demiştik ki:
"Bu okullarla ilgili olarak bazı tedbirlerin alınması gerekiyor" diye...
Vay, vay, vay!..
Bir dokunup, bin ah işitecekmişiz meğer!.. Gün içerisinde gazetemizi arayan o kadar çok veli oldu ki; hemen hepsinin kurduğu ilk cümle; "Size çok teşekkür ediyoruz" özetindeydi...
Mesele neydi, kısaca hatırlayalım:
İddiaya göre; Palandöken ilçesindeki İbrahim Hakkı Kubilay Ortaokulu'nun çevresi eli bıçaklı ve köpekli şahıslar tarafından adeta abluka altına alınmış.... Bu şahıslar, çevrede bulunanlar ve öğrencilerin ileri sürdüğüne göre; zorla para istiyor, öğrencileri hırpalıyor, korkutup tehdit ediyormuş... Biz de bu iddialardan yola çıkarak bir durum tespiti yapmış; bu ve benzeri olaylar karşısında tedbir alınması gerektiğini -yine velilerin çağrısına dayanarak- ifade etmiştik...
Neyse...
Gün içerisinde arayıp soranımız hayli çok oldu bu hususta... Konuyu gündeme getirmiş olmamızdan dolayı şükranlarını sunan velilerden tutunuz da, bahse konu okulla hiçbir ilgileri olmamasına rağmen farklı okullardaki benzer durumlardan yakınan ebeveynlere kadar; tanıdık-tanımadk onlarca kişi ulaştı bize... Tabi manzara bu olunca, ele aldığımız iddiaların doğruluk payı da çıkmış oldu ortaya...
***
Peki, arayanlar arasında hiç mi itiraz eden çıkmadı?..
Çıktı elbette...
Hatta aralarında öyleleri vardı ki; bizi başarı sıralaması pek bir alâ olan İbrahim Hakkı Kubilay İmam Hatip Ortaokulu'nu karalamakla bile suçladı...
Neymiş efendim, o haber okul hakkında kötü bir algı oluşturuyormuş!..
Bak, bak, bak!..
İşiten de sanır ki; bizler o haberde okulun eğitim kadrosunu yerden yere vurmuş yahut müfredatı sabote etmişiz de, kötü bir algı oluşturmuşuz...
Okul başarılı bir okulmuş...
Olsun, ilaveten çekemeyenin gözü de çıksın...
Öğretmen kadrosu fevkaladeymiş...
Olsun, Allah her birinin emeğini makbul kılsın, daha bir yüceltsin inşallah...
Ve fakat...
Okul başarılı bir okul ve harikulade bir öğretmen kadrosuna sahip diye, tamamen okulun çevresiyle ilgili olan aksaklıkları görmeyelim mi yani?..
Ne dersiniz?..
Yanlarındaki kocaman köpeklerle okulun dört bir yanını mesken tutan eli bıçaklı şahısları görmezden mi gelelim?.. Okula gelip giderken atıl haldeki tüyler ürperten bir inşaat sahasını kullanan ve aralarında kızların da bulunduğu o öğrencileri tebrik mi edelim yoksa?..
Söyler misiniz, ne yapalım?..
***
Uzatmayalım...
İşittiğimize göre; Erzurum Emniyeti dün okul önlerinde süper ötesi bir çalışmaya imzasını atmış... Şehrin muhtelif noktalarındaki okulların önüne adeta çıkarma yapan polis, öğrencilerle birlikte ailelerine güven vermekle kalmamış, ite kopuğa da korku salmış kısacası...
Helal olsun...
Bu gelişme gösteriyor ki; Erzurum'da sorunları çözüme kavuşturma noktasında hassasiyet sahibi bir Emniyet Müdürü var... Hal böyle iken Mehmet Aslan Beyefendi'yi kutlamamak, tabii ki çok büyük haksızlık olur...
Tebrikler Sayın Müdür!..
Tebrikler Erzurum Emniyeti!..
**
Ve malum bir fıkrayla son verelim:
Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini ister. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp:
- Testiyi kırma ha! diye bir de öğüt verir.
Bunu gören komşulardan biri :
- Yahu Hocam der, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı?
Hoca cevap verir:
- Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader!