Türkiye'de yeni bir tartışma döneminin fitili ateşlendi...
Tıpkı geçmişte olduğu gibi...
Hani bir zamanlar yine kendilerine aydın diyen ve aydın geçinen iki ayaklı hilkat garibeleri bir araya gelmiş ve ''Ermenilerden Özür Dileme'' kampanyası başlatmışlardı ya!
Şimdi de, kendilerine bilim insanı diyen tam bin 128 ebleh çıktı ortaya ve Türkiye'de yeni bir tartışma konumuz daha oldu...
Bu eblehlerin sözleri ve söylediklerine kulak astığımız yok da, onların bu haince çıkışlarını ciddiye alan ve hatta ''bilim insanlarını dinlemek lazım'' deme gevşekliği ve hafifliğini gösterenler var...
Neymiş, onlar bilim insanı imiş ve söyledikleri dikkate değermiş...
Güldük...
Ve hatta koptuk da diyebiliriz...
Yani bu adamların akademik bir unvana sahip olmaları, kayışı kopardıkları gerçeğini değiştirmiyor ki!
Adamlar bilimi ve yüksek öğretimi bir kenara bırakmış, nelerin peşinde koşuyorlar bir bakar mısınız?
Terörün ve teröristin yüzünü yıkıyor, bizim eşkıya dediğimiz o sürüyü öve öve göklere çıkarıyorlar neredeyse...
Halk mücadelesi veriyorlarmış!
Neye karşı, kime karşı?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde kişiye ya da bir kesime veyahut gruba özel bir hukuk yok ki... Herkes eşit ve herkes aynı haklara sahip...
Öyle ya!
Hiç duydunuz mu?
Türkiye'nin falanca ilinde, filanca köyünde yaşayan bilmem ne ırkına veya mezhebine mensup insanlar toplu halde ortadan kaldırıldı, diye...
Var mı böyle bir şey?
E, yok!
Öyle bu hangi halkın hangi haklı mücadelesiymiş peki?
İlginçtir, bu eblehlerin ''halk'' dedikleri kesim, yani asırlardır omuz omuza yaşadığımız Kürt kardeşlerimiz bile bu sorunun cevabını merak ediyor...
Hangi halk?
- Eğer, halktan kasıtları bizsek, diyorlar...
- Bizim devletimizle bu yönde ne bir mücadelemiz ne de bir başkaldırımız var... Biz halimizden memnunuz her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi... Çünkü biz de bu mukaddes
ülkenin evlatları ve vatandaşlarıyız...
Ne oldu şimdi?
Ne olacak, bu mankafaların halk edebiyatı bir anda çöküp gitti...
Neden?
Beyinlerini bağışlamışlar da ondan...
Şunlara bakar mısınız?
Eline silah alıp terör estiren canileri, adileri ve alçakları ''halk mücadelecisi'' diye tarif ediyorlar...
Bilmiyorlar ki; Türkiye Cumhuriyeti devleti onlara çok fazla bile müsamaha gösterdi ve göstermeye de devam ediyor...
Islah olurlar belki diye...
Yola gelirler diye...
Gırtlarına kadar battıkları bu terör çukurundan belki kurtulmak isterler diye...
Yoksa bu devlet eline uyduruk bir keleş ve iki tane de patlayıcıyı geçirmiş olan ''bit'' sürülerinden mi korkacak?
Vallahi istesin, aldıkları nefesi vermeye fırsat bile bulamadan temizler devlet bunları...
Hem de öyle bir temizler ki; leşlerini de toprağa gübre diye gömer...
Ama devlet ne yapıyor?
Şefkat gösteriyor...
Merhamet ediyor...
Bu örgütün tepesindekilerden tutun da, bunları besleyenlerin dahi it soyundan ol duğunu biliyor bilmesine de, bunların kandırıp sokaklara döktüğü ve beyinlerini yıkadığı sı nırlı
sayidaki yöre insanını düşünüyor...
Hani derler ya; ''arlı arından susar, arsız da ben susturdum'' zanneder...
Bu ebleh aydınlar da o misal işte...
Sanıyorlar ki; koskoca Türkiye Cumhuriyeti üç-beş eşkıyanın hakkından gelemeyecek...
Varsın öyle sansınlar...
Hem biz sabırlı milletiz, bekleriz...
Olur ya düştükleri hatayı farkederler de, bu hatadan geri dönerler belki diye...
Dönmezlerse de, yine kendi bilecekleri iş...
Devlet gerekeni yapıyor nasıl olsa...
Kolay değil, milyonlarca metrekare toprak bir şekilde gübreye muhtaç:
Ezer başını bunların, gömer bir tarafa, olur biter...