Bu haftaki söyleşi konuğumuz olan Eğitimci-Yazar Reşat Coşkun, Türkiye’yi ve Erzurum’u ilgilendirecek çok önemli açıklamalarda bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nın asıl sebeplerinden bahseden Coşkun, Erzurum’da petrol yataklarının bulunduğunu ifade ederek, bu petrol kaynaklarının yıllar önce Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu ile İngiltere arasındaki yazışmalarda da görüldüğünü ifade etti. Bu konu hakkında çok sayıda bilgi ve belge sunan Coşkun, Sultan 2. Abdülhamit Han’ın, “Ülkemi bir petrol denizi üzerinde yüzdüğünü gördüm.” dediğini hatırlatarak, yetkili mercilerin bu konuya kulak vermeleri gerektiğini bildirdi. Petrol kokan Söyleşimizde, Birinci Dünya Savaşından, Vilayet-i Sitte’ye; Türkiye’deki ve Erzurum’daki petrol yataklarından, bu petrol yataklarının olduğuna dair belgelerden, Erzurum’daki yabancı ülke konsoloslukları ve bu konsoloslukların asıl amaçlarından bahsettik. Keyifli okumalar…
Petrol denizinde yüzen şehir: Erzurum
Birinci Dünya Savaşında sonra Anadolu’nun taksim edilmesindeki ektili olan faktörlerin hangileri arka planda kaldı?
Reşat Coşkun: 19. Yüzyılda İngilizler buharlı gemileriyle yelkenli gemilere sürat bakımından fark atmıştı. Ancak buharlı gemilerin yerini yavaş yavaş petrolün alması sonucu taş kömürün zengini olan İngiltere’nin karşısına petrol sorunu çıkmıştır. Bütün aramalara rağmen kendi ülkelerinde petrol yatağı bulamamışlardır. Bu duruma çare olarak Osmanlı topraklarında gizli petrol arama çalışmaları sürdürmüşler. Bu çalışmalar sonucunda Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar, Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında zengin petrol yatağı olduğunu tespit etmişlerdir. Savaştan sonra Osmanlı topraklarının paylaşılmasında söz konusu yataklar belirleyici oldu. İngilizler tarafından Musul’da Babagurgur’da yapılan sondajda çok önemli bir petrol yatağı gün yüzüne çıkarıldı. Akabinde hazar havzası petrolleri işletmeye açıldı. Diğer yataklar ise Türklere bırakılmamak amacıyla “Vilayet-i Sitte” adı altında sözde bir Ermeni Devleti kurmak şartıyla Türklerin elinden alınmak istendi.
Peki, Vilayet-i Sitte ile ilgili ilmi ve tarihi kaynaklar petrole dair neler söylüyor?
İngilizlerin çalışmaların yanında Sultan 2. Abdülhamit Han’da Almanlarla birlikte petrol sahalarını tespitine yönelik çalışma yaptırmış, “Yapılan çalışmalar sonucunda ülkemi bir petrol denizi üzerinde yüzdüğünü gördüm.” demiştir. Yine muhtelif kaynaklarda Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında önemli petrol yataklarının bulunduğunu gösteren belgelere rastlıyoruz.
Bu belgeler nelerdir?
Birincisi, 1913 yılında Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu İngiltere ile olan yazışmalarında şehri önemli madenlerini; bakır, linyit ve petrol olarak belirtir. İkincisi, Lyon’da jeoloji mühendisliği okuyan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar Maarif Vekâletine liseler için jeoloji kitabı yazar ve burada önemli petrol yataklarına Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan yataklarını ilave eder. Üçüncüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum’u da anlattığı ‘Beş Şehir’ adlı kitabında Erzurum’un madenleri arasında petrolü de gösterir. Dördüncüsü Cafariye Camii’nin vakfiyesinde Tercan’da işletilen neft (Petrol) yataklarından bahseder.
Tercan İlçesi Erzincan’a bağlı değil mi? Siz niye Erzurum-Tercan diyorsunuz?
Günümüzde söz konusu ilçe belirttiğiniz gibi Erzincan’a bağlıdır. Ancak 1939’dan önce Erzurum’un ilçesidir. 1938 yılındaki Erzincan depreminden sonra şehrin azalan nüfusuna takviye olması babından idari olarak Erzurum’dan alınıp Erzincan’a bağlanmıştır. Bunun için tarihi kaynaklarda Erzurum’un ilçesi olarak geçer.
Mesela İngilizlerin tespit ettiği petrol yerleri olarak Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar havzalarında petrol bulundu. Anadolu’da kalan havzalarda bulunmaması nasıl izah edilebilir?
Jeolojik açıdan baktığımızda diğer havzalarla buranın yapı farklılığı söz konusudur. Ancak ülkemizin devamı niteliğinde olan İran’da tersiyer arazisi olmasına rağmen zengin petrol yataklarına sahiptir. Bizim buralardan petrol çıkarılmamasının nedeni, yeterince meselenin üzerine gidilmemesinin yanı sıra, bazı kesimlerce Lozan Antlaşması’nın üzerinden 100 yıl geçmeden işletilemeyeceğini de ilave edebiliriz. Zira yukarıda da değindiğimiz gibi Türk topraklarının dışında kalan daha önce tespiti yapılan sahaların hepsinde petrolün bulunması bize kalan alan içinde bulunmaması şaşırtıcı bir durumdur. Zaten Birinci Dünya Savaşından önce bugün bizde olan sahalardaki petrol yatakları Ermenilere verilmek istenmiştir.
Bu “Vilayet-i Sitte” illeri içinde Erzurum var mı?
Evet, Erzurum başkenti yapılacak şekilde vardır. Tabii ki diğer önemli yatak olarak gösterilen Van Gölü havzası da bu iller arasındadır. Vilayet-i Sitte şehirleri arasında bulunan Diyarbakır-Batman’da günümüzde petrolün çıkarılması da dikkate şayan bir durumdur. Söz konusu durum Erzurum ve Van’daki yatakların daha da dikkatli araştırılmasını gerektirmektedir. Ayrıca Erzurum-Tekman’da bulunan Katranlı Köyü’nde petrolün mostra verdiği değişik çevrelerce dillendirilmektedir. Erzurum’un Ruslar tarafından işgal edildiği dönemde Pasinler’de, petrol çıkarılıp işletildiği, Rusların geri çekilirken söz konusu kuyuları kapattığı da çeşitli tarihçelerde geçmektedir.
Erzurum’da bulunduğu tahmin edilen petrol yatakları, nasıl bir şekilde Türkiye ve Erzurum ekonomisine kazandırılabilir?
Malumunuz olduğu üzere ülkemizde MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) yapmaktadır. Ancak sözleşmelerle sahalara özel şirketlere de devredebilmektedir. Özel bir ekip ile yukarıda değindiğimiz kaynaklar derinlemesine analitik bir şekilde değerlendirmeye tabii tutulup arama çalışmaları yapılabilir. Günümüzde petrol enerji olarak değerini kaybetmeye başlasa bile petrol ve türevleri sanayinin önemli hammaddesini teşkil etmektedir. Petrol ve türevlerinden bin 500’e yakın ürün elde edilmesi bu konudaki önemini göstermeye yeter. Şehrimizin ekonomisine hammadde olarak katkı sağlamasının yanı sıra malumunuz olduğu üzere soğuk bir iklim bölgesinde yer alan şehrimizin ısınma giderlerinin düşürülmesini de sağlayacaktır. Şehrin dışarıya göç vermesinin önüne geçilmesinin yanı sıra, kalkınmasının da lokomotifi olacaktır.
Şimdi, Erzurum’da bir İngiliz Konsolosluğu’ndan bahsettiniz. Bize bu konuyu biraz daha açar mısınız?
Söz konusu yıllarda Erzurum’da; Rusya’nın, ABD’nin, İngilizlerin ve Almanların konsoloslukları vardır. Hatta halen şehrimizde Balyoz Sokak olarak geçen yer, bu elçilik binalarının bulunduğu mıntıkadır. Zaten Balyoz’da elçilikler manasına gelmektedir. Stratejik açıdan Anadolu’nun çatısı olan Erzurum, bu önemli konumu nedeniyle devrin büyük devletleri tarafından ihmal edilmeyecek kadar önemliydi. Buradaki faaliyetleriyle gerek Ermeni isyanlarının desteklenmesi gerekse Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını fikri altyapısını bu konsolosluklar oluşturuyordu. Yukarıda da değindiğimiz gibi İngiliz konsolosluğunun İngiltere’ye yazdığı mektubunda şehrin madenleri arasında petrolü de göstermesi yeterince düşündürücüdür. Zaten günümüzdeki Osmanlı bakiyesi topraklar, huzursuzluğunu Birinci Dünya Savaşından önce tespiti yapılan petrol havzalarından kaynaklı ranta dayalı paylaşımlardan dolayı yaşanmaktadır.
Ahmet Hamdi Tanpınar, “Beş Şehir” adlı eserinde neden böyle bir konudan bahsetme ihtiyacı duymuştur?
“Beş Şehir”de, detay bir bilgi gibi verildiği görülse de aslında çok önemli bir konudur. “Hakikat, ayrıntılarda gizlidir” sözü Tanpınar’ın beyanını dikkate almamızı gerektirir. Tabii ki bir araştırmacı olarak Tanpınar, bu konuda fikir ileri sürmemiş, farklı kaynaklardan beslenmek suretiyle görüş belirtmiştir. Ayrıca, petrolün giderek önem kazanıyor olmasını görmesi, bizlerin bu alanda titiz çalışmalar yapmaya yöneltmek istemiştir.
Yukarıda bahsettiğiniz belgeler doğrultusunda günümüze kadar hiç çalışma yapıldı mı?
Bu konuda kaydadeğer bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar lokal bazda, derinliği olmayan çalışmalardır. Özellikle son yıllarda madenlerin tespitinde uydu teknolojisi kullanılmaktadır. Malumunuz olduğu üzere Türkiye, uydu teknolojilerinde yeni yeni kendi teknolojisini üretmeye başlamıştır. Zaten ülkemiz kendi ayakları üzerinde durmaya ve kalkınma hamleleri yapmaya başlasa o zaman bir iç karışıklıkla kendimizi yüz yüze buluyoruz. Ülkemiz son dönemlerdeki güçlü kalkınma hamleleriyle bu meselenin de üzerine giderek kesin bir şekilde Erzurum’daki ve Van’daki yatakları nihai bir çalışmayla açıklığa kavuşturacaktır. Umuyoruz ki, tarihi kaynaklarda belirtildiği gibi özellikle Erzurum’umuzun bir petrol şehri olduğu teyit edilecektir.
Peki, burada siyasilere nasıl bir görev düşüyor?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında dahi, Türkiye’nin ekonomik gelişmişlik açısından ilk on şehri arasında yer alan Erzurum, günümüzde 64’üncü sırada yer almaktadır. Erzurum milletvekillerinin bu konu üzerinde birlikte çalışmaları, resmi kurumlara etkisi bakımından daha ses getirici olacaktır. Malumunuz olduğu üzere bizim ulaşacağımız yerlerle onlarınki arasında fersah fersah fark vardır.
Yukarıda bahsettiğiniz kaynakların hangisi daha çok önemlidir?
Benimi için en önemli olan, Erzurum’daki İngiliz Konsolosluğunun bu ilde petrol olduğunu belirtmesidir. Değer önemli olansa ilmi bir otorite olan Batı’da Jeoloji eğitimi almış olan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar’ın yazmış olduğu jeoloji kitabında Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan petrol kaynaklarına yer vermesidir. Hiç bir şey olmasa dahi bunların beyanları meselenin üzerine ciddiyetle eğilmemiz için yeterdir.
Son olarak ekleyeceğiniz bir şey var mı?
Bu meselenin ciddiyetle ehil insanlar tarafından araştırılması, çıkarılacak enerji kaynaklarının ülkemiz ve şehrimiz ekonominse kazandırılmasıdır. Ayrıca biraz espri olacak ama ilk işletmeye açılacak kuyulara, Fıratcım senin ve benim ismimin verilmesidir… Tabi ki diğerlerine de bu konuda katkısı olanların ismi verilebilir.
Reşat Coşkun kimdir?
Kendisi, Erzurum’un entelektüel şair ve yazar kimliğine sahiptir. Ancak coğrafya bölümü mezunu olması nedeniyle jeoloji alanında ses getiren çalışmalara da imza atmıştır. Özellikle satıhsal bombardımanların kıtasal hareketliliği artırarak depremlere yol açtığı tezinin doğruluğu daha sonra Rus bilim insanları tarafından teyit edilmiştir. Coşkun’un, şuan çeşitli dergi ve gazetelerde makaleleri yayımlanmakla beraber geçimini öğretmenlikle sağlamaktadır. YENİGÜN Gazetesi / Fırat YAKUT
Petrol denizinde yüzen şehir: Erzurum
Birinci Dünya Savaşında sonra Anadolu’nun taksim edilmesindeki ektili olan faktörlerin hangileri arka planda kaldı?
Reşat Coşkun: 19. Yüzyılda İngilizler buharlı gemileriyle yelkenli gemilere sürat bakımından fark atmıştı. Ancak buharlı gemilerin yerini yavaş yavaş petrolün alması sonucu taş kömürün zengini olan İngiltere’nin karşısına petrol sorunu çıkmıştır. Bütün aramalara rağmen kendi ülkelerinde petrol yatağı bulamamışlardır. Bu duruma çare olarak Osmanlı topraklarında gizli petrol arama çalışmaları sürdürmüşler. Bu çalışmalar sonucunda Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar, Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında zengin petrol yatağı olduğunu tespit etmişlerdir. Savaştan sonra Osmanlı topraklarının paylaşılmasında söz konusu yataklar belirleyici oldu. İngilizler tarafından Musul’da Babagurgur’da yapılan sondajda çok önemli bir petrol yatağı gün yüzüne çıkarıldı. Akabinde hazar havzası petrolleri işletmeye açıldı. Diğer yataklar ise Türklere bırakılmamak amacıyla “Vilayet-i Sitte” adı altında sözde bir Ermeni Devleti kurmak şartıyla Türklerin elinden alınmak istendi.
Peki, Vilayet-i Sitte ile ilgili ilmi ve tarihi kaynaklar petrole dair neler söylüyor?
İngilizlerin çalışmaların yanında Sultan 2. Abdülhamit Han’da Almanlarla birlikte petrol sahalarını tespitine yönelik çalışma yaptırmış, “Yapılan çalışmalar sonucunda ülkemi bir petrol denizi üzerinde yüzdüğünü gördüm.” demiştir. Yine muhtelif kaynaklarda Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında önemli petrol yataklarının bulunduğunu gösteren belgelere rastlıyoruz.
Bu belgeler nelerdir?
Birincisi, 1913 yılında Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu İngiltere ile olan yazışmalarında şehri önemli madenlerini; bakır, linyit ve petrol olarak belirtir. İkincisi, Lyon’da jeoloji mühendisliği okuyan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar Maarif Vekâletine liseler için jeoloji kitabı yazar ve burada önemli petrol yataklarına Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan yataklarını ilave eder. Üçüncüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum’u da anlattığı ‘Beş Şehir’ adlı kitabında Erzurum’un madenleri arasında petrolü de gösterir. Dördüncüsü Cafariye Camii’nin vakfiyesinde Tercan’da işletilen neft (Petrol) yataklarından bahseder.
Tercan İlçesi Erzincan’a bağlı değil mi? Siz niye Erzurum-Tercan diyorsunuz?
Günümüzde söz konusu ilçe belirttiğiniz gibi Erzincan’a bağlıdır. Ancak 1939’dan önce Erzurum’un ilçesidir. 1938 yılındaki Erzincan depreminden sonra şehrin azalan nüfusuna takviye olması babından idari olarak Erzurum’dan alınıp Erzincan’a bağlanmıştır. Bunun için tarihi kaynaklarda Erzurum’un ilçesi olarak geçer.
Mesela İngilizlerin tespit ettiği petrol yerleri olarak Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar havzalarında petrol bulundu. Anadolu’da kalan havzalarda bulunmaması nasıl izah edilebilir?
Jeolojik açıdan baktığımızda diğer havzalarla buranın yapı farklılığı söz konusudur. Ancak ülkemizin devamı niteliğinde olan İran’da tersiyer arazisi olmasına rağmen zengin petrol yataklarına sahiptir. Bizim buralardan petrol çıkarılmamasının nedeni, yeterince meselenin üzerine gidilmemesinin yanı sıra, bazı kesimlerce Lozan Antlaşması’nın üzerinden 100 yıl geçmeden işletilemeyeceğini de ilave edebiliriz. Zira yukarıda da değindiğimiz gibi Türk topraklarının dışında kalan daha önce tespiti yapılan sahaların hepsinde petrolün bulunması bize kalan alan içinde bulunmaması şaşırtıcı bir durumdur. Zaten Birinci Dünya Savaşından önce bugün bizde olan sahalardaki petrol yatakları Ermenilere verilmek istenmiştir.
Bu “Vilayet-i Sitte” illeri içinde Erzurum var mı?
Evet, Erzurum başkenti yapılacak şekilde vardır. Tabii ki diğer önemli yatak olarak gösterilen Van Gölü havzası da bu iller arasındadır. Vilayet-i Sitte şehirleri arasında bulunan Diyarbakır-Batman’da günümüzde petrolün çıkarılması da dikkate şayan bir durumdur. Söz konusu durum Erzurum ve Van’daki yatakların daha da dikkatli araştırılmasını gerektirmektedir. Ayrıca Erzurum-Tekman’da bulunan Katranlı Köyü’nde petrolün mostra verdiği değişik çevrelerce dillendirilmektedir. Erzurum’un Ruslar tarafından işgal edildiği dönemde Pasinler’de, petrol çıkarılıp işletildiği, Rusların geri çekilirken söz konusu kuyuları kapattığı da çeşitli tarihçelerde geçmektedir.
Erzurum’da bulunduğu tahmin edilen petrol yatakları, nasıl bir şekilde Türkiye ve Erzurum ekonomisine kazandırılabilir?
Malumunuz olduğu üzere ülkemizde MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) yapmaktadır. Ancak sözleşmelerle sahalara özel şirketlere de devredebilmektedir. Özel bir ekip ile yukarıda değindiğimiz kaynaklar derinlemesine analitik bir şekilde değerlendirmeye tabii tutulup arama çalışmaları yapılabilir. Günümüzde petrol enerji olarak değerini kaybetmeye başlasa bile petrol ve türevleri sanayinin önemli hammaddesini teşkil etmektedir. Petrol ve türevlerinden bin 500’e yakın ürün elde edilmesi bu konudaki önemini göstermeye yeter. Şehrimizin ekonomisine hammadde olarak katkı sağlamasının yanı sıra malumunuz olduğu üzere soğuk bir iklim bölgesinde yer alan şehrimizin ısınma giderlerinin düşürülmesini de sağlayacaktır. Şehrin dışarıya göç vermesinin önüne geçilmesinin yanı sıra, kalkınmasının da lokomotifi olacaktır.
Şimdi, Erzurum’da bir İngiliz Konsolosluğu’ndan bahsettiniz. Bize bu konuyu biraz daha açar mısınız?
Söz konusu yıllarda Erzurum’da; Rusya’nın, ABD’nin, İngilizlerin ve Almanların konsoloslukları vardır. Hatta halen şehrimizde Balyoz Sokak olarak geçen yer, bu elçilik binalarının bulunduğu mıntıkadır. Zaten Balyoz’da elçilikler manasına gelmektedir. Stratejik açıdan Anadolu’nun çatısı olan Erzurum, bu önemli konumu nedeniyle devrin büyük devletleri tarafından ihmal edilmeyecek kadar önemliydi. Buradaki faaliyetleriyle gerek Ermeni isyanlarının desteklenmesi gerekse Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını fikri altyapısını bu konsolosluklar oluşturuyordu. Yukarıda da değindiğimiz gibi İngiliz konsolosluğunun İngiltere’ye yazdığı mektubunda şehrin madenleri arasında petrolü de göstermesi yeterince düşündürücüdür. Zaten günümüzdeki Osmanlı bakiyesi topraklar, huzursuzluğunu Birinci Dünya Savaşından önce tespiti yapılan petrol havzalarından kaynaklı ranta dayalı paylaşımlardan dolayı yaşanmaktadır.
Ahmet Hamdi Tanpınar, “Beş Şehir” adlı eserinde neden böyle bir konudan bahsetme ihtiyacı duymuştur?
“Beş Şehir”de, detay bir bilgi gibi verildiği görülse de aslında çok önemli bir konudur. “Hakikat, ayrıntılarda gizlidir” sözü Tanpınar’ın beyanını dikkate almamızı gerektirir. Tabii ki bir araştırmacı olarak Tanpınar, bu konuda fikir ileri sürmemiş, farklı kaynaklardan beslenmek suretiyle görüş belirtmiştir. Ayrıca, petrolün giderek önem kazanıyor olmasını görmesi, bizlerin bu alanda titiz çalışmalar yapmaya yöneltmek istemiştir.
Yukarıda bahsettiğiniz belgeler doğrultusunda günümüze kadar hiç çalışma yapıldı mı?
Bu konuda kaydadeğer bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar lokal bazda, derinliği olmayan çalışmalardır. Özellikle son yıllarda madenlerin tespitinde uydu teknolojisi kullanılmaktadır. Malumunuz olduğu üzere Türkiye, uydu teknolojilerinde yeni yeni kendi teknolojisini üretmeye başlamıştır. Zaten ülkemiz kendi ayakları üzerinde durmaya ve kalkınma hamleleri yapmaya başlasa o zaman bir iç karışıklıkla kendimizi yüz yüze buluyoruz. Ülkemiz son dönemlerdeki güçlü kalkınma hamleleriyle bu meselenin de üzerine giderek kesin bir şekilde Erzurum’daki ve Van’daki yatakları nihai bir çalışmayla açıklığa kavuşturacaktır. Umuyoruz ki, tarihi kaynaklarda belirtildiği gibi özellikle Erzurum’umuzun bir petrol şehri olduğu teyit edilecektir.
Peki, burada siyasilere nasıl bir görev düşüyor?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında dahi, Türkiye’nin ekonomik gelişmişlik açısından ilk on şehri arasında yer alan Erzurum, günümüzde 64’üncü sırada yer almaktadır. Erzurum milletvekillerinin bu konu üzerinde birlikte çalışmaları, resmi kurumlara etkisi bakımından daha ses getirici olacaktır. Malumunuz olduğu üzere bizim ulaşacağımız yerlerle onlarınki arasında fersah fersah fark vardır.
Yukarıda bahsettiğiniz kaynakların hangisi daha çok önemlidir?
Benimi için en önemli olan, Erzurum’daki İngiliz Konsolosluğunun bu ilde petrol olduğunu belirtmesidir. Değer önemli olansa ilmi bir otorite olan Batı’da Jeoloji eğitimi almış olan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar’ın yazmış olduğu jeoloji kitabında Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan petrol kaynaklarına yer vermesidir. Hiç bir şey olmasa dahi bunların beyanları meselenin üzerine ciddiyetle eğilmemiz için yeterdir.
Son olarak ekleyeceğiniz bir şey var mı?
Bu meselenin ciddiyetle ehil insanlar tarafından araştırılması, çıkarılacak enerji kaynaklarının ülkemiz ve şehrimiz ekonominse kazandırılmasıdır. Ayrıca biraz espri olacak ama ilk işletmeye açılacak kuyulara, Fıratcım senin ve benim ismimin verilmesidir… Tabi ki diğerlerine de bu konuda katkısı olanların ismi verilebilir.
Reşat Coşkun kimdir?
Kendisi, Erzurum’un entelektüel şair ve yazar kimliğine sahiptir. Ancak coğrafya bölümü mezunu olması nedeniyle jeoloji alanında ses getiren çalışmalara da imza atmıştır. Özellikle satıhsal bombardımanların kıtasal hareketliliği artırarak depremlere yol açtığı tezinin doğruluğu daha sonra Rus bilim insanları tarafından teyit edilmiştir. Coşkun’un, şuan çeşitli dergi ve gazetelerde makaleleri yayımlanmakla beraber geçimini öğretmenlikle sağlamaktadır. YENİGÜN Gazetesi / Fırat YAKUT
Son Güncelleme: 02.09.2016 13:53
Muhtelif kaynaklarda petrol yataklarinin bulundugunu anliyoruz cumlesindeki kaynaklar hangileridir ve yazarlari kimdir?
Söyleşinin tamamını okursanız, muhtelif kaynakları ve bu kaynakların yazar veya sahiplerini görmüş ve öğrenmiş olacaksınız...
Beğen (2) Beğenmedim! (0)meşhur olmak bu kadar kolay olmamalı
Bir kaynak da ben söyleyeyim: Dr. Şerif Soylu- Erzurum'un Sıhhi ve İçtimai Coğrafyası isimli eseri. Orada Erzurum'da ki madenlerin listesini, il ve ilçelerdeki nüfus bilgilerini (Müslüman- gayrimüslim oranları dahil) bulabilirsiniz. Hocama selamlarımı sunarım.
Evet ben iyi hatırlıyorum benim ablam Horasan'da evli iken ben 8---9 yaşlarında yanına giderken Hasankale Horasan arasında yabancı bir petrol şirketi petrol kuyusu vurmuştu ozamanki söylentiler çıkan petrol Doğu ve güneydoğu bölgesinde yetecek kadar olduğuydu O kuyunun daha sonra üstüne metrelerce yükseklikte beton dökdüler inşAllah bugün o kuyular tekrar açılır hem bölgemize hemde ülkemize ekonomimize katkı olur bende bir İSPİR li olarak gurur duyarım
Bunlar uydurma da olabilir Nitekim Abdülhamit dünya dehası demiryollarıni yaptırırken bedavaya yaptırmıştır tek bi karşılığı vardır demiryollarıni yaptırdığı sirket demiryolu üzerindeki bulunan maden ocaklarini işletme hakkına sahiptir ve bu demiryollarıni yapmak için ülkeleri birbirine dusurmustur yani ülkeler birbirleriyle kapisirken araştırma fırsatı bile bulamamistir yani bu o zamanlarda sadece dedikodu şeklinde yayılmış ta olabilir ama tabiki araştırılması gerekir
Yanlış hatırlamıyorsam 2004-2006 yılları arasında Pasinler Ezurum arasında petrol sondajları yapılmış ve işletmeye uygun bir kaynak bulunamamıştır. Bulunmuş olsaydı işletmedeydi şimdi.
Tufanc köyündeki sondaj epey derinden su çıkarmakta ancak petrol belirtisi yok. Somut bilgiler verilirse daha ciddi olurdu.
Bizim hanımın köyün ismi petgar pet-gar petrol yatağı anlamına gelmesin?