Saatler bile olmadı o yazıyı yazalı…
“AK Parti’nin oyları neden düşüşe geçti?” başlığıyla naçizane bir analiz yapmış ve 24 Haziran seçim sonuçlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çok titiz bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ifade etmiştik…
Hatta AK Parti’nin eriyen oylarına “kilo kaybı” temsili getirmekle birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da, hastalığı tedavi etmesi gereken alanında uzman bir hekime benzetmiştik…
Vay, vay, vay!..
Ne kadar çok taş varmış da eteklerde, bundan bizim haberimiz yokmuş meğerse…
Telefon üstüne telefon…
Mesaj üstüne mesaj…
Neymiş efendim, AK Parti’nin oy kaybetmesine neden olan; kesinlikle belediye başkanlarıymış…
Neymiş efendim, AK Parti’nin oy kaybetmesine neden olan; milletvekili adayları ve yine bu adayların listedeki yerleriymiş…
Hatta öylesine garip tepkilerle karşılaştık ki; bir an için “milletvekili aday listesini acaba biz mi oluşturduk?” diye düşünmeye başladık!..
Daha da ileriye götürecek olursak; Erzurum’daki belediyelere Ahmet’i, Mehmet’i, Hasan’ı, Hüseyin’i, kısacası başkanların alayını sanki biz aday etmişiz hissine bile kapıldık!..
***
Hadi meseleye genel değil de, yerelden bakalım o halde…
Erzurum’un milletvekili yahut belediye başkan adayları belirlenirken, seçmenler, partililer, teşkilatlar ve bir takım dengeleri, kısacası bu şehri dikkate alan oldu mu?..
Sorsanız “aldık” derler ama sizden gelen tepkilere bakacak olursak; “alınmamış” demek ki!..
Peki, AK Parti’nin oy kaybetmesinin sebebi Erzurum’daki belediye başkanlarıysa madem, koskoca bir siyasi partinin, yine koskoca bir şehrin bu yöndeki rahatsızlığını önceden tespit etmiş olması gerekmez miydi?..
Elbette gerekirdi…
Sorsanız “müdahale edilecek bir durum olsaydı, ederdik” derler ama sizden gelen tepkilere bakacak olursak; “edilmemiş” demek ki!..
***
Gelelim şimdi filmin koptuğu yere!..
Beyler!..
Daha doğrusu, eteğindeki taşları kafamıza birbiri ardına sallayan değerli okurlar!..
Yazdıklarımızdan dolayı bize gösterdiğiniz tepkiyi… Milletvekillerinizden yahut aday listesinden duyduğunuz rahatsızlığı, oylarınızla desteklediğiniz partiye, partinizin yetkili ve ilgili birimlerine, hatta haberdar edebilme gayesiyle partinizin liderine ulaştırmayı denediniz mi?..
Diyorsunuz ki; çeşitli yol ve yöntemlerle bunu yaptık…
Devam edelim…
Hani mesajlarınızda sıralıyorsunuz ya:
Erzurum’daki belediye başkanlarından memnun olmadığınızı… Hizmet göremediğinizi… Mağdur edildiğinizi ve şehrin giderek şehir olmaktan çıktığını… Belediye başkanlarının başlarına buyruk işler yaptığını, oylarınızla desteklediğiniz partiye, partinizin yetkili ve ilgili birimlerine, hatta haberdar edebilme gayesiyle partinizin liderine ulaştırmayı denediniz mi hiç?
Ona da “evet” diyorsunuz…
E şimdi biz de size soralım:
Siz üzerinize düşeni yaptınız, rahatsızlığınızı, memnuniyetsizliğinizi ifade ettiniz ve tepkilerinizi her türlü dile getirdiyseniz madem; o halde neden dikkate alınmadınız?..
***
Şimdi anladınız mı?
Bir önceki yazımızda aslında bu hali, yani “dikkate alınmama” halini, temsil diliyle neden bir “hastalığa” benzettiğimizi?..
Ve şimdi anladınız mı?
Bu hastalığın tedavisi için - temsil diliyle - alanında uzman bir hekime benzettiğimiz Erdoğan’ın neden acilen harekete geçmesi gerektiğini…
Öyle görünüyor ki, anladınız…
O halde şimdi dağılabilirsiniz…
“AK Parti’nin oyları neden düşüşe geçti?” başlığıyla naçizane bir analiz yapmış ve 24 Haziran seçim sonuçlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çok titiz bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ifade etmiştik…
Hatta AK Parti’nin eriyen oylarına “kilo kaybı” temsili getirmekle birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da, hastalığı tedavi etmesi gereken alanında uzman bir hekime benzetmiştik…
Vay, vay, vay!..
Ne kadar çok taş varmış da eteklerde, bundan bizim haberimiz yokmuş meğerse…
Telefon üstüne telefon…
Mesaj üstüne mesaj…
Neymiş efendim, AK Parti’nin oy kaybetmesine neden olan; kesinlikle belediye başkanlarıymış…
Neymiş efendim, AK Parti’nin oy kaybetmesine neden olan; milletvekili adayları ve yine bu adayların listedeki yerleriymiş…
Hatta öylesine garip tepkilerle karşılaştık ki; bir an için “milletvekili aday listesini acaba biz mi oluşturduk?” diye düşünmeye başladık!..
Daha da ileriye götürecek olursak; Erzurum’daki belediyelere Ahmet’i, Mehmet’i, Hasan’ı, Hüseyin’i, kısacası başkanların alayını sanki biz aday etmişiz hissine bile kapıldık!..
***
Hadi meseleye genel değil de, yerelden bakalım o halde…
Erzurum’un milletvekili yahut belediye başkan adayları belirlenirken, seçmenler, partililer, teşkilatlar ve bir takım dengeleri, kısacası bu şehri dikkate alan oldu mu?..
Sorsanız “aldık” derler ama sizden gelen tepkilere bakacak olursak; “alınmamış” demek ki!..
Peki, AK Parti’nin oy kaybetmesinin sebebi Erzurum’daki belediye başkanlarıysa madem, koskoca bir siyasi partinin, yine koskoca bir şehrin bu yöndeki rahatsızlığını önceden tespit etmiş olması gerekmez miydi?..
Elbette gerekirdi…
Sorsanız “müdahale edilecek bir durum olsaydı, ederdik” derler ama sizden gelen tepkilere bakacak olursak; “edilmemiş” demek ki!..
***
Gelelim şimdi filmin koptuğu yere!..
Beyler!..
Daha doğrusu, eteğindeki taşları kafamıza birbiri ardına sallayan değerli okurlar!..
Yazdıklarımızdan dolayı bize gösterdiğiniz tepkiyi… Milletvekillerinizden yahut aday listesinden duyduğunuz rahatsızlığı, oylarınızla desteklediğiniz partiye, partinizin yetkili ve ilgili birimlerine, hatta haberdar edebilme gayesiyle partinizin liderine ulaştırmayı denediniz mi?..
Diyorsunuz ki; çeşitli yol ve yöntemlerle bunu yaptık…
Devam edelim…
Hani mesajlarınızda sıralıyorsunuz ya:
Erzurum’daki belediye başkanlarından memnun olmadığınızı… Hizmet göremediğinizi… Mağdur edildiğinizi ve şehrin giderek şehir olmaktan çıktığını… Belediye başkanlarının başlarına buyruk işler yaptığını, oylarınızla desteklediğiniz partiye, partinizin yetkili ve ilgili birimlerine, hatta haberdar edebilme gayesiyle partinizin liderine ulaştırmayı denediniz mi hiç?
Ona da “evet” diyorsunuz…
E şimdi biz de size soralım:
Siz üzerinize düşeni yaptınız, rahatsızlığınızı, memnuniyetsizliğinizi ifade ettiniz ve tepkilerinizi her türlü dile getirdiyseniz madem; o halde neden dikkate alınmadınız?..
***
Şimdi anladınız mı?
Bir önceki yazımızda aslında bu hali, yani “dikkate alınmama” halini, temsil diliyle neden bir “hastalığa” benzettiğimizi?..
Ve şimdi anladınız mı?
Bu hastalığın tedavisi için - temsil diliyle - alanında uzman bir hekime benzettiğimiz Erdoğan’ın neden acilen harekete geçmesi gerektiğini…
Öyle görünüyor ki, anladınız…
O halde şimdi dağılabilirsiniz…