Hatırlarsınız...
Geçtiğimiz hafta bir çağrı yapmış ve demiştik ki:
"...Aziziye Zaferi'nin 139'uncu Yıldönümü kutlamalarına Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan da davet edilmelidir" diye...
Neden mi?
Neden olacak; 15 Temmuz'da Türkiye'yi ele geçirmeye kalkışanların, bundan tam 139 yıl önce Erzurum'u işgal etmeye kalkışan Haçlı'dan hiçbir farkı yoktur da, ondan... 15 Temmuz gecesinde tankların, mermilerin ve bombaların üzerine cansiperane yürüyen vatan evlatlarının, 8 Kasım 1877 gecesinde yine elleri silahlı Haçlı'nın üzerine balta ve satırlarla yürüyen ecdadımızdan hiçbir farkı yoktur da, ondan...
Ve hülasa; Aziziye Zaferi'nin Çanakkale Zaferi'nden hiçbir farkı yoktur da, ondan...
Şimdi...
15 Temmuz'dan sonra millet olarak ne yaptık?
Milli irademizi çiğnetmemek için, vatan toprağını böldürmemek için, semaları bayraksız ve minareleri ezansız bırakmamak için sokaklara dökülmedik mi?
Evet, döküldük...
Peki, bundan 139 yıl önce ecdadımız ne yaptı?
Aynı amaç uğruna şafakla birlikte tabyalara ölümüne yürümedi mi?
Evet, yürüdü...
Eeee...
Fark ne o zaman?
***
Fark yok, değil mi?
Tamam işte...
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Aziziye Zaferi'nin 139'uncu yıldönümü için Erzurum'a davet edelim" derken, bizim muradımız cümle yurdu bu farkın farkına vardırtmaktı... Yoksa Sayın Erdoğan'ın bu memlekete onlarca kez gel- mişliği, gezip görmüşlüğü ve de gitmişliği vardır...
Dolayısıyla yine gelir, yine gider...
Ama mesele bu kez bu değildir efendiler!
Mesele; Aziziye Zaferi gibi sahip olduğumuz mukaddes bir mirasın artık gün yüzüne çıkartılması meselesidir... Mesele; Aziziye'de bundan tam 139 yıl önce kazanılan zaferin, bu millet için ne anlama geldiğini anlama, yorumlama ve bundan bir ders çıkarma meselesidir... Ve mesele; 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan o kara gecede, bu mukaddes toprakları parçalayıp yutma hevesinde olan canavarların, aynı iştahla bugün de üzerimize doğru geldiklerini görme meselesidir.
***
Ne diyoruz hep?
Milli ruh...
Milli birlik...
Milli coşku ve milli duygu, öyle değil mi?
Evet öyle...
Peki, Aziziye Zaferi'nin her yıldönümünde ellerimizde bayraklarla niye yürüyoruz tabyalara?
İş olsun diye mi, yoksa temaşa olsun diye mi?
Değil elbette...
Milli coşkuyu doyasıya yaşamak, milli duygularımızı pekiştirmek ve milli ruhu dipdiri tutmak değil midir amacımız?
Öyle tabii ki...
Şimdi cevap verin bakalım!
15 Temmuz'dan sonra yaşadığımız neydi, milli coşku değil miydi?
15 Temmuz'dan sonra pekişen, milli duygularımız değil miydi?
Ve 15 Temmuz'dan sonra dirilen neydi, milli ruhumuz değil miydi yoksa?
Eeee...
Ne farkı var o halde Aziziye'nin 15 Temmuz'dan ya da 15 Temmuz'un Aziziye'den veyahutta Aziziye'nin Çanakkale'den...
Söyler misiniz lütfen?
***
Bu kadar "fark" vurgusu yeter...
Şimdi gelelim sadede:
Biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziziye Zaferi'nin 139'uncu yıldönümünde Erzurum'a işte bu "farksızlık" yüzünden gelmelidir...
Biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımı ile gerçekleştirilecek olan "Aziziye Zaferi" etkinlikleri, bu "farksızlığı" bütün yurdun farketmesi demektir...
Ve biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte tabyalara yürümek demek; Aziziye ve Çanakkale'de, ardından 15 Temmuz'dan sonra tüm Türkiye'de milleti birbirine kenetleyen "milli ruh"u topyekün şaha kaldırmak demektir...
***
Şimdi...
Bu farkın farkına şu ana dek kimler mi vardı?
Şimdilik sadece Erzurum Sivil Toplum Platformu (ESTP) Başkanı A. Mustafa Güvenli...
Bekleyip, göreceğiz bakalım...
Erzurum'da kimler "farklı", kimler ''farksız..''
Geçtiğimiz hafta bir çağrı yapmış ve demiştik ki:
"...Aziziye Zaferi'nin 139'uncu Yıldönümü kutlamalarına Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan da davet edilmelidir" diye...
Neden mi?
Neden olacak; 15 Temmuz'da Türkiye'yi ele geçirmeye kalkışanların, bundan tam 139 yıl önce Erzurum'u işgal etmeye kalkışan Haçlı'dan hiçbir farkı yoktur da, ondan... 15 Temmuz gecesinde tankların, mermilerin ve bombaların üzerine cansiperane yürüyen vatan evlatlarının, 8 Kasım 1877 gecesinde yine elleri silahlı Haçlı'nın üzerine balta ve satırlarla yürüyen ecdadımızdan hiçbir farkı yoktur da, ondan...
Ve hülasa; Aziziye Zaferi'nin Çanakkale Zaferi'nden hiçbir farkı yoktur da, ondan...
Şimdi...
15 Temmuz'dan sonra millet olarak ne yaptık?
Milli irademizi çiğnetmemek için, vatan toprağını böldürmemek için, semaları bayraksız ve minareleri ezansız bırakmamak için sokaklara dökülmedik mi?
Evet, döküldük...
Peki, bundan 139 yıl önce ecdadımız ne yaptı?
Aynı amaç uğruna şafakla birlikte tabyalara ölümüne yürümedi mi?
Evet, yürüdü...
Eeee...
Fark ne o zaman?
***
Fark yok, değil mi?
Tamam işte...
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Aziziye Zaferi'nin 139'uncu yıldönümü için Erzurum'a davet edelim" derken, bizim muradımız cümle yurdu bu farkın farkına vardırtmaktı... Yoksa Sayın Erdoğan'ın bu memlekete onlarca kez gel- mişliği, gezip görmüşlüğü ve de gitmişliği vardır...
Dolayısıyla yine gelir, yine gider...
Ama mesele bu kez bu değildir efendiler!
Mesele; Aziziye Zaferi gibi sahip olduğumuz mukaddes bir mirasın artık gün yüzüne çıkartılması meselesidir... Mesele; Aziziye'de bundan tam 139 yıl önce kazanılan zaferin, bu millet için ne anlama geldiğini anlama, yorumlama ve bundan bir ders çıkarma meselesidir... Ve mesele; 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan o kara gecede, bu mukaddes toprakları parçalayıp yutma hevesinde olan canavarların, aynı iştahla bugün de üzerimize doğru geldiklerini görme meselesidir.
***
Ne diyoruz hep?
Milli ruh...
Milli birlik...
Milli coşku ve milli duygu, öyle değil mi?
Evet öyle...
Peki, Aziziye Zaferi'nin her yıldönümünde ellerimizde bayraklarla niye yürüyoruz tabyalara?
İş olsun diye mi, yoksa temaşa olsun diye mi?
Değil elbette...
Milli coşkuyu doyasıya yaşamak, milli duygularımızı pekiştirmek ve milli ruhu dipdiri tutmak değil midir amacımız?
Öyle tabii ki...
Şimdi cevap verin bakalım!
15 Temmuz'dan sonra yaşadığımız neydi, milli coşku değil miydi?
15 Temmuz'dan sonra pekişen, milli duygularımız değil miydi?
Ve 15 Temmuz'dan sonra dirilen neydi, milli ruhumuz değil miydi yoksa?
Eeee...
Ne farkı var o halde Aziziye'nin 15 Temmuz'dan ya da 15 Temmuz'un Aziziye'den veyahutta Aziziye'nin Çanakkale'den...
Söyler misiniz lütfen?
***
Bu kadar "fark" vurgusu yeter...
Şimdi gelelim sadede:
Biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aziziye Zaferi'nin 139'uncu yıldönümünde Erzurum'a işte bu "farksızlık" yüzünden gelmelidir...
Biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımı ile gerçekleştirilecek olan "Aziziye Zaferi" etkinlikleri, bu "farksızlığı" bütün yurdun farketmesi demektir...
Ve biz diyoruz ki;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte tabyalara yürümek demek; Aziziye ve Çanakkale'de, ardından 15 Temmuz'dan sonra tüm Türkiye'de milleti birbirine kenetleyen "milli ruh"u topyekün şaha kaldırmak demektir...
***
Şimdi...
Bu farkın farkına şu ana dek kimler mi vardı?
Şimdilik sadece Erzurum Sivil Toplum Platformu (ESTP) Başkanı A. Mustafa Güvenli...
Bekleyip, göreceğiz bakalım...
Erzurum'da kimler "farklı", kimler ''farksız..''