Samet ÖZÜNAL - Nokta25 / AK Parti Erzurum Milletvekili ve Sağlık eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, “2000’li yılların başlarında olsaydık, salgın yüzünden bugün büyük bir felaketi yaşıyor olabilirdik” dedi.
AK Parti Erzurum Milletvekili ve Sağlık eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, dünya çapında pandemi ilan edilen Koronavirüs salgınıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede birbirinden önemli hususların altını çizdi. Akdağ, Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm programıyla dünyaya örnek teşkil ettiğini belirterek, “Bugün 2000’li yılların başında olsaydık ve Koronavirüs salgını da böyle bir zamanda ortaya çıkmış olsaydı, çok net bir biçimde ifade edebilirim ki, büyük bir felaketi yaşıyor olacaktık” diye konuştu.
SAĞLIKTA DÜNYAYA ÖRNEK OLDUK
Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm programıyla inanılmaz bir yol aldığını dile getiren Recep Akdağ, “Özellikle 10 yılda Sayın Cumhurbaşkanın talimatıyla çok hızlı bir yol aldık. Meksika Sağlık Bakanı ile 2005’te görüşmüştük, Türkiye’de neler yaptığımızı anlattığımda, bana şunu sordu. ‘Sayın Bakan, bunları siz 3 yılda mı yaptınız?’ Evet, dedik, biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok büyük işler başardık ” ifadelerini kullandı.
Koronavirüs salgınıyla ilgili olarak Türkiye, Avrupa ülkeleri ve ABD üzerinden bir değerlendirme yapan Akdağ, “Amerika’nın durumu çok farklı, bizi teknik olarak diğer ülkelerden ayıran özellikler var. Biz yaptıklarımızı insan için yaptık. Bizim için yediden yetmişe herkese hizmet vermek esastı. ABD’de paran yoksa zaten öldün demektir. Ama bizim ana felsefemiz önce insandı, herkesin sağlık hizmetine kavuşması idi. Dolayısıyla dünyanın dört bir yanında Türkiye’deki sağlıkta dönüşüm programının evrensel bir kapsayıcılığı olduğu hep ifade edildi. Sağlık durumu göstergelerine bakmak lazım, memnuniyete bakmak lazım, bir de vatandaş para harcıyor mu ona bakmak lazım. Bunlar çok önemli parametrelerdir. Mukayeseyi bunların üzerinden yapmak lazım” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ İKTARINDA SAĞLIK SİSTEMİ
2002 yılında yüz binde 64 oranında olan anne ölümlerinin AK Parti iktidarıyla birlikte 14’lerin altına kadar indiğini hatırlatan Akdağ, aynı şekilde bebek ölüm oranlarının da çok ciddi bir düşüş gösterdiğini belirtti.
Salgın dönemi için de örnekler veren Akdağ, “2002’de Türkiye’de bir hastayı müstakil olarak bir odaya koyabileceğiniz yatakların oranı yüzde 6 idi. Yani her 100 hasta yatağının sadece 6’sı müstakildi. Bu orana göre bugün odalarımızın koğuş şeklinde olması ve 6-8 kişinin bir arada yatması gerekirdi. Ama şimdi bakıyoruz yatakların yüzde 74’ünün kendi odası içerisinde banyosu ve tuvaleti var. Oraya bulaşıcı hastalığı olan kişiyi koyduğunuz zaman kapısını kapattığınızda izole edebiliyorsunuz. Bu olmasaydı insanları yan yana yatıramazdınız, şüpheliyi pozitifin yanına yatırdığınız zaman o şüpheli de haliyle pozitif olacaktı. İşte biz bugün bu imkânlara sahibiz” şeklinde konuştu.
BİZ KUŞ GİRİBİ DÖNEMİNDE HAREKETE GEÇMİŞTİK
Yine 2002 yılında kamu, özel, üniversite dahil 2 bin 200 civarında yoğun bakım yatak sayısı bulunduğunu anımsatan Recep Akdağ, “Bugün sadece erişkinlere ait yoğun bakım yatak sayımız 25 binin üzerinde. Şimdi siz kalkın bunun 2 bin 200 olduğunu hayal edin! Biz bu 2 bin 200 yatakla ne yapacaktık? Elimiz koynumuzda bekleyecektik. Bu yoğun bakım yatak sayılarını başka ülkelerle kıyasladığımızda da görüyoruz. Biz bu anlamda ABD ve Almanya’dan da öndeyiz” dedi.
Akdağ, kuş gribi ve domuz gribi salgınlarını hatırlatarak, “Biz kuş gribi geldiğinde yoğun bakım yatak sayısını artırmamız gerektiğini ta o yıllarda fark etmiştik ve gerekeni de yaptık, artırdık. İşte bugün sahip olduğumuz sağlık sistemi, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle kurulmuş oldu” diye konuştu. Yenigün