Flaş Haber
Kapat
Muhammet Özünal
Muhammet Özünal
25 Kasım 2016 Cuma 11:21
Rektör Çomaklı'nın garip yaklaşımı!
"Bilgi edinme hakkı, bireylerin devlet kurum ve kuruluşlarının görevlerinden dolayı sahip oldukları bilgilere ulaşabilme hakkıdır... Vatandaşlar kendileriyle doğrudan ilgili olsun veya olmasın, merak ettikleri herhangi bir bilgiyi elde edebilirler... Bu sayede kamu kurum ve kuruluşları şeffaflaşır ve bilgi demokratikleşir... " 
Tanım böyle... 
Yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan her vatandaş, mutlak gizlilik taşıması gerekenler (istisnalar) dışında her türlü bilgiye ulaşabilir, bu bilgileri edinme talebinde bulunabilir... Ki; bu 
hak, hepimizin bildiği üzere kanunla da koruma altındadır... 
Şimdi... 
Meslek icabı, haberimizin kaynağını teşkil eden çeşitli kurum ve kuruluşlar ve dolayısıyla bu kurum ve kuruluşların yetkilileriyle irtibata geçmemiz gerekebiliyor bazen... Kaldı ki, bu gayet doğal bir durumdur ve böyle bir ihtiyaç elbette hasıl olacaktır bir gazeteci için... Ama gelin görün ki; istediğimiz bilgi her nasıl bir bilgiyse artık; karşımıza hemen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu çıkıverir... 
"Yasak!.." 
"Basına açıklama yapmak, bilgi ve demeç vermek yasak kardeşim!.." 
Bu mudur?
Aynen budur işte... 
Şeffaflıktan ve bilginin demokratikleşmesinden bahsettiğimiz günümüz Türkiye'sinde, kanunla bile koruma altına alınmış olan "Bilgi Edinme" hakkından anladığımız da budur, karşı karşıya bırakıldığımız muamele de... 

***

Çok yakındık bu durumdan... 
Yeri geldi şehrin valilerine, yeri geldi siyasetçilerine dert yandık... 
Dedik ki: 
"Hiçbir gazeteci, hiçbir kurumdan ya da kuruluştan paylaşılması sakıncalı bilgileri talep etmez ki!.. Ya teknik bir bilgidir peşine düştüğümüz veyahutta kamuoyuyla paylaşılması tam tersine faydalı olacak kurumsal bir faaliyettir, o kadar... 
Misal, Karayolları Bölge Müdürlüğü'nden hangi bilgiyi ister bir gazeteci?.. 
Kullanılan asfalt miktarını ister, inşa edilen duble yol uzunluğunu ister, yatırım programına alınan projeleri sorar ve çok çok çalışmalar hangi aşamadadır, onu merak eder... 
Diğer kurumlar için de geçerlidir bu... 
Emniyet'in yürüttüğü rutin uygulamalara ilişkin bilgiler nasıl ki "sır" niteliği taşımıyorsa, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nce yürütülen zirai faaliyetler de, mutlak gizlilik taşıması gereken bilgiler olarak tanımlanmıyor, öyle değil mi?.. 
Öyle tabii ki... 
Ve fakat sıra gazetecilere gelince, kazın ayağı öyle bir değişiyor ki; o sıradan bilgilere ulaşmak bile deyim yerindeyse bir anda karabasan halini alıyor... 

*** 

Ve son olarak Atatürk Üniversitesi... 
Sadece bizde değil, refikimiz olan diğer gazetelerde çalışan muhabir arkadaşlarımız da muzdarip bu konuda... 
Diyorlar ki; 
Üniversitedeki öğretim üyelerinin kapılarını çalışıyoruz, karşımıza "basına demeç yasağı" çıkıyor... 
Sebep?.. 
Sebebi şu: 
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı Hoca böyle olsun istemiş... 
Mealen denilmiş ki öğretim üyelerine: 
"Basın yayın kuruluşlarına yapılacak her açıklama için Rektörlük'ten yazılı izin alınacak!.." 
Şimdi... 
Bürokrasiyi anlarız; zira birbirinden çetrefilli kıvrımlara sahiptir bu sistem; siz "la" dersiniz, "lo" anlaşılır, "can" dersiniz, "çor" anlaşılır... Hadi onu anladık anlamasına da, Atatürk Üniversitesi'nde niye böyle bir yol izleniyor, onu anlayamadık işte... 

***

Şimdi... 
Öğretim üyeleri, daha doğrusu bilim insanları ne iş yapar?..  
Öğrenci mi yetiştirir sadece?..
Değil elbette... 
Bilim insanları aynı zamanda toplumun refahı ve esenliği için de çalışırlar... Bilimsel araştırmalar yaparlar ve nitelikli bilgi üretirler; öyle ki, değerlendirilmesi halinde bu bilgiler toplumun yaşam standartlarını artıran yegâne birer faktör demektir... Hal böyle iken; bilim insanlarının tamamen kendi alanlarına dair basına bilgi ve demeç vermeleri yahut açıklamada bulunmaları, sahi neden engellenir ki?.. 
Öyle ya!.. 
Toplum böylesine kıymetli bilgilerden neden mahrum edilir ki?..
Düşünebiliyor musunuz?.. 
Kamuoyunu bir hususta bilgilendirmek için yola çıkıyorsunuz; ele alacağınız konuya bilimsel dayanaklar oluşturmak amacıyla ilgili öğretim üyesine gidip bilgi istiyorsunuz, ama size verilen cevap;  kısaca "yasak!" şeklinde oluyor... 
Hayret!.. 
Halbuki medya temsilcileriyle bir araya geldiği o toplantıda, işbirliğine ve dayanışmaya ne de güzel vurgular yapmıştı Ömer Çomaklı Hoca... Ne yalan söyleyelim, çok sevinmiştik o gün... Ve hatta kendi aramızda; "çok şükür, üniversite kapılarını açtı en sonunda..." şeklinde bir yorumda bile bulunmuştuk... 
Yazık!.. 
Hevesin kursakta kalması, işte böyle birşeymiş demek ki... 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.