Yine boşanan boşanana...Gazete sayfaları, ayrılan ünlülerin haberleri ile dolu.
Sadece geçtiğimiz hafta içinde; iki öğrencimin velisi , ayrılık kararı aldı.
Eskiden "Hayatın sonuna kadar beraberlik" sözü verilirdi.
Şimdi çiftler "Birbirimizi sevdiğimiz sürece birlikteyiz" diyorlar.
Ünlü bir düşünür, "Akıl üstesinden gelir fakat sevgi fetheder" der.
Sevginin, insanları yaşamın ötesine götüren bir anlamı var. İşte bu noktada, sevginin gerçekten ne olduğu konusunda biraz sohbet etmek geldi içimden...
KİMİ İÇİN VERMEK DEMEK
Kimi için sevgi, vermek...
Verdiği sürece sevdiğini düşünüyor, kimliğini kaybetse de...
Kimi için sevgi; kendi yalnızlığından kurtulabilmek, kimi içinse ulaşılamayan...
Kimi kendinde olmayan özelliklere sahip olanı seviyor.
Kimi sadece değiştirmek istediği kişiyi seviyor...
Kiminin sevgisi sadece internet, sosyal medya ve SMS üzerinden geçerli...
Kimi için sevgi; sorun yaşamadığın, acı çekmediğin, bir beklentinin içine girmediğin sürece var.
Sevgi, kimi için bir garanti...
Kimilerinin sevgisi durumlara konu olurken ; sevgisizler de kendileri hikayelerde yer buluyor…
BİR TERSLİK Mİ VAR ACABA?
"Kendini olduğun gibi sev" diyorlar ama güzel, akıllı ve başarılıysak seviliyoruz. Ya da kendimizi seviyorsak "Egoistsin" deniyor.
Tüm bunları yazarak 'sevgi anlayışımızda bir terslik var' demek istemiyorum...
Ama sevginin çok saf ve güzel bir şey olduğunu düşündüğümüz halde, neden sevmek bu kadar çok enerjimizi tüketiyor?
İspanyollar aslında sevginin bencilliğini kendi dillerinde dürüstçe ifade ediyor. 'Seni seviyorum' anlamında kullanılan 'Te quiero' aslında 'Seni istiyorum' demek... Yani sevgi aslında istemek onların dilinde...
HEM GÜVEN HEM TUTKU
Sevdiğimiz kişide; hem güvence ve süreklilik arıyoruz, hem de bizi 'sıradan yaşantının' dışına çıkartacak tutkuyu, heyecanı...
Birbiri ile çok zıt olan ihtiyaçlarımızı aynı kişinin karşılaması beklentisindeyiz. Hem de bir ömür boyu...
Yıllarımız geçiyor, tutku ve güvence arasında dalga gibi gidip gelirken, çoğunlukla ilişkilerimizi harcıyoruz.
Aslında sevilmeyi saplantı haline getirmiş bir kültürde; ilişkilerde kendi enerjimiz neyse, benzer enerjileri çekiyoruz.
Yani hak ettiğimiz 'sevgiyi' yaşıyoruz sonuçta...
Aslında hayat güzel de...
Karmaşık olan yaşamak herhalde...
İşte o karmaşanın içinde var olan tecrübeyi, olgunluğu, anlamı, dinginliği bir fark edebilsek, belki sevgiye verdiğimiz anlam daha netleşir.
Küçükken ‘küseceksen’ oynamayalım derdik; ‘’Peki şimdi ne diyelim ? gideceksen sevme mi ? ‘’
Sadece geçtiğimiz hafta içinde; iki öğrencimin velisi , ayrılık kararı aldı.
Eskiden "Hayatın sonuna kadar beraberlik" sözü verilirdi.
Şimdi çiftler "Birbirimizi sevdiğimiz sürece birlikteyiz" diyorlar.
Ünlü bir düşünür, "Akıl üstesinden gelir fakat sevgi fetheder" der.
Sevginin, insanları yaşamın ötesine götüren bir anlamı var. İşte bu noktada, sevginin gerçekten ne olduğu konusunda biraz sohbet etmek geldi içimden...
KİMİ İÇİN VERMEK DEMEK
Kimi için sevgi, vermek...
Verdiği sürece sevdiğini düşünüyor, kimliğini kaybetse de...
Kimi için sevgi; kendi yalnızlığından kurtulabilmek, kimi içinse ulaşılamayan...
Kimi kendinde olmayan özelliklere sahip olanı seviyor.
Kimi sadece değiştirmek istediği kişiyi seviyor...
Kiminin sevgisi sadece internet, sosyal medya ve SMS üzerinden geçerli...
Kimi için sevgi; sorun yaşamadığın, acı çekmediğin, bir beklentinin içine girmediğin sürece var.
Sevgi, kimi için bir garanti...
Kimilerinin sevgisi durumlara konu olurken ; sevgisizler de kendileri hikayelerde yer buluyor…
BİR TERSLİK Mİ VAR ACABA?
"Kendini olduğun gibi sev" diyorlar ama güzel, akıllı ve başarılıysak seviliyoruz. Ya da kendimizi seviyorsak "Egoistsin" deniyor.
Tüm bunları yazarak 'sevgi anlayışımızda bir terslik var' demek istemiyorum...
Ama sevginin çok saf ve güzel bir şey olduğunu düşündüğümüz halde, neden sevmek bu kadar çok enerjimizi tüketiyor?
İspanyollar aslında sevginin bencilliğini kendi dillerinde dürüstçe ifade ediyor. 'Seni seviyorum' anlamında kullanılan 'Te quiero' aslında 'Seni istiyorum' demek... Yani sevgi aslında istemek onların dilinde...
HEM GÜVEN HEM TUTKU
Sevdiğimiz kişide; hem güvence ve süreklilik arıyoruz, hem de bizi 'sıradan yaşantının' dışına çıkartacak tutkuyu, heyecanı...
Birbiri ile çok zıt olan ihtiyaçlarımızı aynı kişinin karşılaması beklentisindeyiz. Hem de bir ömür boyu...
Yıllarımız geçiyor, tutku ve güvence arasında dalga gibi gidip gelirken, çoğunlukla ilişkilerimizi harcıyoruz.
Aslında sevilmeyi saplantı haline getirmiş bir kültürde; ilişkilerde kendi enerjimiz neyse, benzer enerjileri çekiyoruz.
Yani hak ettiğimiz 'sevgiyi' yaşıyoruz sonuçta...
Aslında hayat güzel de...
Karmaşık olan yaşamak herhalde...
İşte o karmaşanın içinde var olan tecrübeyi, olgunluğu, anlamı, dinginliği bir fark edebilsek, belki sevgiye verdiğimiz anlam daha netleşir.
Küçükken ‘küseceksen’ oynamayalım derdik; ‘’Peki şimdi ne diyelim ? gideceksen sevme mi ? ‘’