Hatırlarsınız...
Erzurum'un son 25 yılın belki de en soğuk on gününü geçirdiğini evvelki yazılarımızda ifade etmiş ve bu durumun doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimi olumsuz yönde etkilediğinden bahisle "soğuk tatili" çağrısında bulunmuştuk...
Bunu yaptık, çünkü soğuk hava yüzünden üşütüp hastalanan ve hastaneleri dolduran çocukları gördük... Bunu yaptık, çünkü yakıt depoları donduğu için çalıştırılamayan öğrenci servisleri yüzünden sabahın kör saatinde okul yoluna düşen yavruları gördük... Ve bunu yaptık, çünkü kar yağışı, tipi ve buzlanma gibi sebeplerden dolayı çocuklarını okula göndermemeyi tercih eden veliler gördük...
Her neyse...
Vali Seyfettin Azizoğlu, dün bir haber ajansını ziyaretinde bu konuya değiniyor ve bahsini ettiğimiz dönemde okulların neden tatil edilmediğine açıklık getiriyor:
Maelan şunları söylüyor Sayın Vali:
"Okulları tatil eden yönetici, kesinlikle iyi bir yönetici değildir. Eğer okullar kapalıysa, bu benim başarısızlığım ve beceriksizliğimdir. Ben okulları açık tutmakla mükellefim. Gerekirse çocukları okula sırtımızda taşıyarak götürürüz..."
Ve tesadüfe bakınız ki!..
Sayın Vali'nin tam da bu cümleleri kurduğu gün, (Salı) aynı haber ajansı bölgedeki bazı illerin tamamı, bazılarının da ilçe ve köylerinde olumsuz hava koşulları sebebiyle eğitime verilen bir günlük aranın sona erdiğini ve öğrencilerin yeniden dersbaşı yaptığını duyuruyor...
Ne ilginç, öyle değil mi?..
Şimdi bu tablodan yola çıkacak ve Vali Bey'in ortaya koyduğu kriterlere göre bir değerlendirme yapacak olursak: "O illerin yöneticileri iyi birer yönetici değil ve aldıkları bu karar ise, tam bir beceriksizlik ürünüdür!" diyebilir miyiz?..
Kesinlikle diyemeyiz...
Zira ortada "sıra dışı" bir durum vardır ve o anki koşullarda alınması belki de en gerekli karar bu olmuştur... Dolayısıyla böyle bir karar aldıkları için o illerin yöneticilerini "beceriksizlikle" suçlamak, nasıl ki haksızlık olursa, tamamen istisnai olan böylesi durumlarda öğrencileri kara ve buza gömmek de, -kimse kusura bakmasın- "marifet" değildir...
***
Gelelim Erzurum'a...
Şimdi...
"Erzurum'a yıllar sonra ilk kez kar düştü!" diye bir başlık gördünüz mü ya da "Erzurumlular, kara ilk kez ayak bastı!" diye bir habere rastladınız mı hiç?..
Mümkün değil, rastlayamazsınız...
Çünkü bu şehir, yılın altı ayı karla yatıp-karla kalkıyor... Çünkü bu şehir, bu zahmeti ta bu ovaya kurulduğu günden beri çekiyor... Çünkü bu şehir, eşiğindekinden beşiğindekine ve hatta kapısındaki pişiğine (kedi) varıncaya kadar ayazdır ki yiyor ve bu gerçekle iç içe yaşıyor...
Buraya kadar tamam, ama!..
Ama'sı var işte...
Onu da şöyle izah edelim:
Evet, kar Erzurum'a her yıl yağıyor ve hava sıcaklıkları da buna paralel olarak her yıl düşüşe geçiyor...
Ama!..
En az son 10 yılını Erzurum'da geçirmiş olan herkes biliyor ki; bu yıl Erzurum ''sıra dışı'' bir kış mevsimi yaşıyor...
Misal, biz...
Erzurum'da eğitime sırf "soğuk hava" yüzünden ara verilmesi yönündeki beklentileri manşetten ilk kez gördük...
Bitmedi...
Karla mücadelede "çapsızlık" görmüştük ama; açıkçası belediyelerin sahip oldukları bu imkan ve şartlara rağmen böylesine hem de ilk kez tanıklık ettik...
Ve gelelim işin en janjanlı kısmına:
Erzurum olarak bu dönemde Antarktika'yı bile geride bıraktık, iyi mi?..
Hem penguenler duysaydı ki; Erzurum'da termometreler kırklara dayanıp gitmiş diye, emin olun tası tarağı toplar, alayı birden göç ederdi buraya!.. Oldu olacak, okyanus niyetine de Palandöken göletini "açık tutardık" olur biterdi...
***
Yani?..
Yanisi şu:
Erzurum kış mevsimine bu yıl çok fena yakalandı ve bu tablo kim ne derse desin, kesinlikle "sıra dışı" bir durumdu... Kaldı ki, "soğuk" feryadımız da, "tatil" feveranımız da, işte sırf bu yüzdendi...
Neyse, olan oldu artık...
Bereket, havalar biraz olsun ısındı da, hayat yeniden normale döndü... Hiç olmazsa bundan sonrası için dua edelim de; "sıra dışı" bir kar yağışı ve soğuk havayla karşı karşıya kalmasın Erzurum...
Haaa!..
Dualarımıza bir de şunu eklemeyi unutmayalım lütfen:
"Allah, marifetli ve maharetli yöneticileri Erzurum'un başından eksik etmesin!.."
Zira bu şehrin halinden en iyi onlar anlıyor...
Erzurum'un son 25 yılın belki de en soğuk on gününü geçirdiğini evvelki yazılarımızda ifade etmiş ve bu durumun doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimi olumsuz yönde etkilediğinden bahisle "soğuk tatili" çağrısında bulunmuştuk...
Bunu yaptık, çünkü soğuk hava yüzünden üşütüp hastalanan ve hastaneleri dolduran çocukları gördük... Bunu yaptık, çünkü yakıt depoları donduğu için çalıştırılamayan öğrenci servisleri yüzünden sabahın kör saatinde okul yoluna düşen yavruları gördük... Ve bunu yaptık, çünkü kar yağışı, tipi ve buzlanma gibi sebeplerden dolayı çocuklarını okula göndermemeyi tercih eden veliler gördük...
Her neyse...
Vali Seyfettin Azizoğlu, dün bir haber ajansını ziyaretinde bu konuya değiniyor ve bahsini ettiğimiz dönemde okulların neden tatil edilmediğine açıklık getiriyor:
Maelan şunları söylüyor Sayın Vali:
"Okulları tatil eden yönetici, kesinlikle iyi bir yönetici değildir. Eğer okullar kapalıysa, bu benim başarısızlığım ve beceriksizliğimdir. Ben okulları açık tutmakla mükellefim. Gerekirse çocukları okula sırtımızda taşıyarak götürürüz..."
Ve tesadüfe bakınız ki!..
Sayın Vali'nin tam da bu cümleleri kurduğu gün, (Salı) aynı haber ajansı bölgedeki bazı illerin tamamı, bazılarının da ilçe ve köylerinde olumsuz hava koşulları sebebiyle eğitime verilen bir günlük aranın sona erdiğini ve öğrencilerin yeniden dersbaşı yaptığını duyuruyor...
Ne ilginç, öyle değil mi?..
Şimdi bu tablodan yola çıkacak ve Vali Bey'in ortaya koyduğu kriterlere göre bir değerlendirme yapacak olursak: "O illerin yöneticileri iyi birer yönetici değil ve aldıkları bu karar ise, tam bir beceriksizlik ürünüdür!" diyebilir miyiz?..
Kesinlikle diyemeyiz...
Zira ortada "sıra dışı" bir durum vardır ve o anki koşullarda alınması belki de en gerekli karar bu olmuştur... Dolayısıyla böyle bir karar aldıkları için o illerin yöneticilerini "beceriksizlikle" suçlamak, nasıl ki haksızlık olursa, tamamen istisnai olan böylesi durumlarda öğrencileri kara ve buza gömmek de, -kimse kusura bakmasın- "marifet" değildir...
***
Gelelim Erzurum'a...
Şimdi...
"Erzurum'a yıllar sonra ilk kez kar düştü!" diye bir başlık gördünüz mü ya da "Erzurumlular, kara ilk kez ayak bastı!" diye bir habere rastladınız mı hiç?..
Mümkün değil, rastlayamazsınız...
Çünkü bu şehir, yılın altı ayı karla yatıp-karla kalkıyor... Çünkü bu şehir, bu zahmeti ta bu ovaya kurulduğu günden beri çekiyor... Çünkü bu şehir, eşiğindekinden beşiğindekine ve hatta kapısındaki pişiğine (kedi) varıncaya kadar ayazdır ki yiyor ve bu gerçekle iç içe yaşıyor...
Buraya kadar tamam, ama!..
Ama'sı var işte...
Onu da şöyle izah edelim:
Evet, kar Erzurum'a her yıl yağıyor ve hava sıcaklıkları da buna paralel olarak her yıl düşüşe geçiyor...
Ama!..
En az son 10 yılını Erzurum'da geçirmiş olan herkes biliyor ki; bu yıl Erzurum ''sıra dışı'' bir kış mevsimi yaşıyor...
Misal, biz...
Erzurum'da eğitime sırf "soğuk hava" yüzünden ara verilmesi yönündeki beklentileri manşetten ilk kez gördük...
Bitmedi...
Karla mücadelede "çapsızlık" görmüştük ama; açıkçası belediyelerin sahip oldukları bu imkan ve şartlara rağmen böylesine hem de ilk kez tanıklık ettik...
Ve gelelim işin en janjanlı kısmına:
Erzurum olarak bu dönemde Antarktika'yı bile geride bıraktık, iyi mi?..
Hem penguenler duysaydı ki; Erzurum'da termometreler kırklara dayanıp gitmiş diye, emin olun tası tarağı toplar, alayı birden göç ederdi buraya!.. Oldu olacak, okyanus niyetine de Palandöken göletini "açık tutardık" olur biterdi...
***
Yani?..
Yanisi şu:
Erzurum kış mevsimine bu yıl çok fena yakalandı ve bu tablo kim ne derse desin, kesinlikle "sıra dışı" bir durumdu... Kaldı ki, "soğuk" feryadımız da, "tatil" feveranımız da, işte sırf bu yüzdendi...
Neyse, olan oldu artık...
Bereket, havalar biraz olsun ısındı da, hayat yeniden normale döndü... Hiç olmazsa bundan sonrası için dua edelim de; "sıra dışı" bir kar yağışı ve soğuk havayla karşı karşıya kalmasın Erzurum...
Haaa!..
Dualarımıza bir de şunu eklemeyi unutmayalım lütfen:
"Allah, marifetli ve maharetli yöneticileri Erzurum'un başından eksik etmesin!.."
Zira bu şehrin halinden en iyi onlar anlıyor...
Samet Bey Erzurum tabiriyle; Cedden rehmet. Çok güzel bir yazı olmuş.
sayın valimiz gelip sırtında öğrencilerimizi neden götürmedi
demekki hasta olan çocuklarla bu iyi yönetici oluyormuş ne garip bir düşünce acaba onunçocuğu yokmu yoksa gerçi bu açıklamayla anlamakda zor değil
Kardeşim güzel yazı olmuş icimden gecenleri dile getirmişsin başarılar dilerim
Vali bey o soğuk günlerde yarım saat otobüs beklesin. Biraz yolculuk yapsın empati kursun. Öyle sıcak evden sıcak arabaya oradan sıcak makamına empati kurulmaz. .
Bizde sıcak evden sıcak makam aracıyla sıcak ofise gitseydik böyle konuşurduk ama bizler soğuk evden yırtık ayakkabılarla çıkıp yürüyerek okula işe gitmek zorundayız tabiri caizse açın halinden tok anlamaz.