Dünyanın herhangi bir yerinde büyük sayılmayacak ama küçük de sayılmayacak bir kasabanın yöneticisi, mülki amiri olduğunuzu düşünün. Siz bu kasabayı nasıl yönetirdiniz? Gününüzü gün ederek mi, yoksa halkına hak ettiği hizmeti veremediğin için gözlerine uyku girmeyerek mi?
İnsanlar da köy, kasaba, şehir ve hatta mezra gibidirler. Bazı insanlar köy, bazı insanlar şehir... Köy ile şehir hiç bir olur mu?
Bunun için her insan, içinde sahip olduğu yerleşim birimini geliştirmekle yükümlüdür. Bazı insanlar içindeki köyü önce tatlı bir köy yapar, sonra tatlı bir sahil kasabası ve daha sonra içinde her şeyin, her kesimin, her değerin bulunduğu heybetli bir şehir yapar. Bazılarıysa şehir olmak yerine kent oluverir. Ama unutulmamalıdır ki şehirler kentlerden daha güzeldir...
İçinizdeki şehrin gelişmişlik seviyesi de önemlidir. Mesela Erzurum'da yaşayan biz insanlar... İçinizde nasıl bir Erzurum var? Erzurum'un nasıl bir şehir olduğunu içinize, kalbinize, merhametinize, birikiminize, sosyal yaşantınıza, maddi gelirinize, mutluluğunuza, eğitim seviyenize ve başarınıza bakarak anlayabilirsiniz.
Kendinizden yola çıkarak, şehriniz için umutlu musunuz yoksa umutsuz mu?
O zaman önce yönetilenleri yönetenlerden başlayalım...
Ey yöneticiler!
Dün halkınız için ne yaptınız? Sadece biriken dosyaları mı imzaladınız yoksa gelecekte halkınızın birer müreffeh şehir olmaları için canla başla mı çalıştınız? Ne yaptığınızı vicdanınıza anlatın. O size gereken cevabı verecek zaten...
Ey amirler!
Siz de vicdanınıza anlatın. Koltuğunuzda göbek mi büyüttünüz yoksa başında olduğunuz kurumu ileri bir seviyeye mi taşıdınız?
Ey müdürler, ey patronlar, ey yetkililer, ey başkanlar, ey öğretmenler, ey imamlar, ey müritler!
Elinizi vicdanınıza koyun, dün ne yaptınız? Mesai saatinizin dolmasını mı beklediniz yoksa işçinizin hakkını mı verdiniz, şehriniz için yeni bir çalışma mı başlattınız, öğrencilerinizin ufuklarını mı açtınız, cemaatinizin can kulağıyla dinlemesine neden olacak sıra dışı bilgiler mi aktardınız? Ne yaptınız?
Ey bu şehirde yaşayan insanlar, bireyler, işçiler, anneler, babalar, öğrenciler!
Siz de söyleyin, ne yaptınız?
Kitap mı okudunuz yoksa üç-beş yumurta peşinde koşan yumurta beyinlileri mi izlediniz? Size verilen görevi layıkıyla mı yaptınız yoksa baştan savma mı? Fikir mi ürettiniz yoksa olmayan fikrinizle akıl mı verdiniz? İyi, ahlaklı, çalışkan, dürüst birer birey mi oldunuz yoksa ahlak dersi mi verdiniz?..
Şimdi şu sorunun cevabını verin; sizden şehir mi olur yoksa kasaba mı? Yoksa sanatçının dediği gibi; "Ne şehir olur, ne kasaba."
**
Anlatmak istediğim, anlatmaya çalıştığım şey çok basit aslında. Kendinizi ve şehrinizi geliştirmek, büyütmek, üretken hale getirmek, mutlu kılmak, gelişmiş ve müreffeh şehirler seviyesine getirmek en büyük göreviniz.
Dünya dönmeye devam ediyor. Ve her dönüşünde yeni bir düzen getiriyor. Ve bizler de her yeni düzene ayak uydurmaya çalışıyoruz. Yeni düzeni anlayamadan, kavrayamadan başka yeni bir düzen geliyor. Fakat hiç bir zaman düzene ayak uyduramayan değil de Yeni Düzen getirmeyi düşünenlerden olmuyoruz.
Tabii bunun için önce elinizi vicdanınıza koymanız gerekiyor ve saatler boyunca, yumurta peşinde koşan yumurta beyinlileri izlemeyi bırakmanız gerekiyor... (Devam Edecek)
İnsanlar da köy, kasaba, şehir ve hatta mezra gibidirler. Bazı insanlar köy, bazı insanlar şehir... Köy ile şehir hiç bir olur mu?
Bunun için her insan, içinde sahip olduğu yerleşim birimini geliştirmekle yükümlüdür. Bazı insanlar içindeki köyü önce tatlı bir köy yapar, sonra tatlı bir sahil kasabası ve daha sonra içinde her şeyin, her kesimin, her değerin bulunduğu heybetli bir şehir yapar. Bazılarıysa şehir olmak yerine kent oluverir. Ama unutulmamalıdır ki şehirler kentlerden daha güzeldir...
İçinizdeki şehrin gelişmişlik seviyesi de önemlidir. Mesela Erzurum'da yaşayan biz insanlar... İçinizde nasıl bir Erzurum var? Erzurum'un nasıl bir şehir olduğunu içinize, kalbinize, merhametinize, birikiminize, sosyal yaşantınıza, maddi gelirinize, mutluluğunuza, eğitim seviyenize ve başarınıza bakarak anlayabilirsiniz.
Kendinizden yola çıkarak, şehriniz için umutlu musunuz yoksa umutsuz mu?
O zaman önce yönetilenleri yönetenlerden başlayalım...
Ey yöneticiler!
Dün halkınız için ne yaptınız? Sadece biriken dosyaları mı imzaladınız yoksa gelecekte halkınızın birer müreffeh şehir olmaları için canla başla mı çalıştınız? Ne yaptığınızı vicdanınıza anlatın. O size gereken cevabı verecek zaten...
Ey amirler!
Siz de vicdanınıza anlatın. Koltuğunuzda göbek mi büyüttünüz yoksa başında olduğunuz kurumu ileri bir seviyeye mi taşıdınız?
Ey müdürler, ey patronlar, ey yetkililer, ey başkanlar, ey öğretmenler, ey imamlar, ey müritler!
Elinizi vicdanınıza koyun, dün ne yaptınız? Mesai saatinizin dolmasını mı beklediniz yoksa işçinizin hakkını mı verdiniz, şehriniz için yeni bir çalışma mı başlattınız, öğrencilerinizin ufuklarını mı açtınız, cemaatinizin can kulağıyla dinlemesine neden olacak sıra dışı bilgiler mi aktardınız? Ne yaptınız?
Ey bu şehirde yaşayan insanlar, bireyler, işçiler, anneler, babalar, öğrenciler!
Siz de söyleyin, ne yaptınız?
Kitap mı okudunuz yoksa üç-beş yumurta peşinde koşan yumurta beyinlileri mi izlediniz? Size verilen görevi layıkıyla mı yaptınız yoksa baştan savma mı? Fikir mi ürettiniz yoksa olmayan fikrinizle akıl mı verdiniz? İyi, ahlaklı, çalışkan, dürüst birer birey mi oldunuz yoksa ahlak dersi mi verdiniz?..
Şimdi şu sorunun cevabını verin; sizden şehir mi olur yoksa kasaba mı? Yoksa sanatçının dediği gibi; "Ne şehir olur, ne kasaba."
**
Anlatmak istediğim, anlatmaya çalıştığım şey çok basit aslında. Kendinizi ve şehrinizi geliştirmek, büyütmek, üretken hale getirmek, mutlu kılmak, gelişmiş ve müreffeh şehirler seviyesine getirmek en büyük göreviniz.
Dünya dönmeye devam ediyor. Ve her dönüşünde yeni bir düzen getiriyor. Ve bizler de her yeni düzene ayak uydurmaya çalışıyoruz. Yeni düzeni anlayamadan, kavrayamadan başka yeni bir düzen geliyor. Fakat hiç bir zaman düzene ayak uyduramayan değil de Yeni Düzen getirmeyi düşünenlerden olmuyoruz.
Tabii bunun için önce elinizi vicdanınıza koymanız gerekiyor ve saatler boyunca, yumurta peşinde koşan yumurta beyinlileri izlemeyi bırakmanız gerekiyor... (Devam Edecek)
Son Güncelleme: 01.02.2017 13:02