Hangi gözbebeği bağlı tutar yaşama?
Hangi sevda ile döner dünya?
Kim için katlanırsın yaşamaya değmeyen dünyaya?
Hangi şehirde hangi yalan ile avutabilirsin yüreğini?
Hangi dostun kapısını çalabileceksin yaşarken?
Peki ya ölürken?
Kim olacak yanında?
Hangi aşk?
Hangi çiçek açıverecek başında?
Hangi sevdiğin dökecek gözyaşı?
Hangi kul görecek son halini?
Azrail’e açılan kollarını kim hatırlayacak sen göçüp gittikten sonra?
…
Her ayrılık bir veda barındırır yüreğinde. Her ayrılık yüreğinden bir parçayı alır da gider. Susturur seni, konuşturur gözyaşını. Elini her uzattığında tuttuğun, başını her çevirdiğinde gördüğün, nefes alışını hissettiğin kayar, kaybolur da elinden hiçbir şey gelmez. Döktüğün iki damla gözyaşından haberdar dahi edemezsin.
Suskunluğun olur yalnızlık.
Yürek sızın olur.
Sırdaşın olur.
Ve sen artık boş boş bakmaya başlarsın hayata.
Gerisi laf-ı güzaf!
çok güzel