Erzurum’un değerli şahsiyetlerinden olan ve Yenigün’de köşe yazıları kaleme alan Eğitimci-Yazar Reşat Coşkun, “Güneş Saati” adlı yeni bir kitap çıkarttı. Coşkun’un “Şehristan Ezel Zamanlar” adlı öykü kitabının genişletilmiş 3. baskısı da raflardaki yerini aldı. Yenigün’e yazdığı yazıları da kitaplarına ekleyen Coşkun, Türkiye’ye iki önemli eser daha kazandırmayı başardı.
Erzurum’un önemli ilim ve fikir adamlarından olan Reşat Coşkun, bir yeni önemli eserle okuyucunun karşısına çıktı. Daha önce kaleme aldığı “Şehristan Ezel Zamanlar” adlı kitabının genişletilmiş 3. baskısı da okuyucularla buluşurken, Coşkun’un bu iki önemli eserinin büyük bir ses getireceği tahmin ediliyor. Coşkun’un yeni eseri olan “Güneş Saati” adlı kitabın editörlüğünü yapan Şahin Torun, kitabın ‘editör notu’ bölümünde, “Medeniyet Ufkunda Bir Güneş Saati Arayıcısı: Reşat Coşkun” başlıklı bir giriş yazısı kaleme aldı. “Aslında bir yazarın yolculuğu metinlere sığmaz” diyerek yazını kaleme almaya başlayan Torun, Reşat Coşkun ve kitap hakkında şu ifadeleri kullanıyor: “Erzurum sanki de en çok sevdiği kitaptır Reşat Coşkun’un. Her adim onu okur yetinmez okutmaya çalışır daha da ötesi görmekle bahtiyar olduğu bir köşe taşını size de göstermek için harcadığı çaba ile de bunu koyar ortaya. Güneş saati bana baba evimi, anamı babamı hatırlattı. Daha da ötesi yanı sıra serçe parmağına tutunarak yürüdüğüm dedemi, ona layık-ı veçhile bir fincan kahve hazırlamak için uzun uzun sokaklarında başı önünde güzel adamların, hanımların yürüdüğü kadim Erzurum’u ve bu şehirde yaşayan nice nesillerin büyük bir medeniyete katılma biçimlerini hatırlattı. En güzel süsün sadelik olduğunu bildiğinden olacak, sevgili Reşat Coşkun bu metinler de oldukça başarılı biçimlerde de bir şehre nasıl bakmamız gerektiğini gösterdiği gibi; o şehirden koca memlekete, ülkeye, medeniyete, ümmete ve dünyaya nasıl bakılması gerektiğine dair iddiasız ama bir o kadar da sahih ve samimi cümleler kurdu ki, bu cümlelerin hemen bugün birileri tarafından kurulması gerekiyor zaten. Okunması, düşünülmesi ve kıskanılması temennisiyle…”
ŞEHRİSTAN EZEL ZAMANLAR
Reşat Coşkun’un genişletilmiş şekliyle 3. baskısı yapılan “Şehristan Ezel Zamanlar” adlı eseri, “Gök kubbede hoş bir seda bırakıp gitmenin derdinde olan gönül sahiplerine…” ithafıyla başlıyor. Kitabın takdim bölümünde Reşat Coşkun şu ifadeleri kullanıyor: “Şeyh Sadi’mizin deyimiyle “tecrübeler, pahalı muallimlerdir.” İçinde sevinç, gözyaşı ve yaşanmışlık olduğu için iz de bırakıcıdırlar. Bu yüzden istedik ki öykülerimiz gönüllere girsin, akıllarda yer etsin. Medeniyetimizin düştüğü yerden kalkacağına, Anka misali küllerinden yeniden doğacağına olan inancımızla, çocuklarımızın hayata bakışlarına şem ışığınca da olsa, katkıda bulunsun istedik. Bizim medeniyetimizde içtenlik esastır. Bunun içindir ki hiçbir edebi üslup kaygısı taşımadan, gönülden gelen cümlelerle çalakalem, yaşanmışlıkları yazıya döktük. Batı’nın altın kadehte seremoniler eşliğinde sunduğu şarap veya zehrine karşılık; sultanına bakır kapta, ‘üzerine bir çöp koyup sadelik ve içtenlikle ayran ikram eden Anadolu’ olmayı tercih ettik. Dedik ya bizim hayatımız içtenliği ister. Ya olduğumuz gibi görünmek ya da göründüğümüz gibi olmakla yükümlüyüz. Daha önce baskısını yaptığımız kitabımıza birçok yeni öyküler ekleyerek 3. Baskısını, samimiyetimizin gönüllerde neşvünema bulması ümidiyle, gelecek kuşaklarımıza takdim ediyoruz. Şehristan’ın, Bostan ve Gülistan’a kardeş olması dileği ile…”
Erzurum’un önemli ilim ve fikir adamlarından olan Reşat Coşkun, bir yeni önemli eserle okuyucunun karşısına çıktı. Daha önce kaleme aldığı “Şehristan Ezel Zamanlar” adlı kitabının genişletilmiş 3. baskısı da okuyucularla buluşurken, Coşkun’un bu iki önemli eserinin büyük bir ses getireceği tahmin ediliyor. Coşkun’un yeni eseri olan “Güneş Saati” adlı kitabın editörlüğünü yapan Şahin Torun, kitabın ‘editör notu’ bölümünde, “Medeniyet Ufkunda Bir Güneş Saati Arayıcısı: Reşat Coşkun” başlıklı bir giriş yazısı kaleme aldı. “Aslında bir yazarın yolculuğu metinlere sığmaz” diyerek yazını kaleme almaya başlayan Torun, Reşat Coşkun ve kitap hakkında şu ifadeleri kullanıyor: “Erzurum sanki de en çok sevdiği kitaptır Reşat Coşkun’un. Her adim onu okur yetinmez okutmaya çalışır daha da ötesi görmekle bahtiyar olduğu bir köşe taşını size de göstermek için harcadığı çaba ile de bunu koyar ortaya. Güneş saati bana baba evimi, anamı babamı hatırlattı. Daha da ötesi yanı sıra serçe parmağına tutunarak yürüdüğüm dedemi, ona layık-ı veçhile bir fincan kahve hazırlamak için uzun uzun sokaklarında başı önünde güzel adamların, hanımların yürüdüğü kadim Erzurum’u ve bu şehirde yaşayan nice nesillerin büyük bir medeniyete katılma biçimlerini hatırlattı. En güzel süsün sadelik olduğunu bildiğinden olacak, sevgili Reşat Coşkun bu metinler de oldukça başarılı biçimlerde de bir şehre nasıl bakmamız gerektiğini gösterdiği gibi; o şehirden koca memlekete, ülkeye, medeniyete, ümmete ve dünyaya nasıl bakılması gerektiğine dair iddiasız ama bir o kadar da sahih ve samimi cümleler kurdu ki, bu cümlelerin hemen bugün birileri tarafından kurulması gerekiyor zaten. Okunması, düşünülmesi ve kıskanılması temennisiyle…”
ŞEHRİSTAN EZEL ZAMANLAR
Reşat Coşkun’un genişletilmiş şekliyle 3. baskısı yapılan “Şehristan Ezel Zamanlar” adlı eseri, “Gök kubbede hoş bir seda bırakıp gitmenin derdinde olan gönül sahiplerine…” ithafıyla başlıyor. Kitabın takdim bölümünde Reşat Coşkun şu ifadeleri kullanıyor: “Şeyh Sadi’mizin deyimiyle “tecrübeler, pahalı muallimlerdir.” İçinde sevinç, gözyaşı ve yaşanmışlık olduğu için iz de bırakıcıdırlar. Bu yüzden istedik ki öykülerimiz gönüllere girsin, akıllarda yer etsin. Medeniyetimizin düştüğü yerden kalkacağına, Anka misali küllerinden yeniden doğacağına olan inancımızla, çocuklarımızın hayata bakışlarına şem ışığınca da olsa, katkıda bulunsun istedik. Bizim medeniyetimizde içtenlik esastır. Bunun içindir ki hiçbir edebi üslup kaygısı taşımadan, gönülden gelen cümlelerle çalakalem, yaşanmışlıkları yazıya döktük. Batı’nın altın kadehte seremoniler eşliğinde sunduğu şarap veya zehrine karşılık; sultanına bakır kapta, ‘üzerine bir çöp koyup sadelik ve içtenlikle ayran ikram eden Anadolu’ olmayı tercih ettik. Dedik ya bizim hayatımız içtenliği ister. Ya olduğumuz gibi görünmek ya da göründüğümüz gibi olmakla yükümlüyüz. Daha önce baskısını yaptığımız kitabımıza birçok yeni öyküler ekleyerek 3. Baskısını, samimiyetimizin gönüllerde neşvünema bulması ümidiyle, gelecek kuşaklarımıza takdim ediyoruz. Şehristan’ın, Bostan ve Gülistan’a kardeş olması dileği ile…”