Ve yakın geçmişimiz ise, bunun sayısız örnekleriyle doludur...
Gelelim günümüze...
Geçtiğimiz hafta Ankara ve bu hafta sonu ise İstanbul Taksim'de gerçekleştirilen bombalı saldırıların tahlil edilmesi gereken ölçü de aynıdır bize göre...
''İşlerin yolunda gitmesi''
***
Türkiye, son 10 yılı özellikle hesaba katarak konuşacak olursak; kendisi için çizilen sınırları aşmaya başladı artık...
Şöyle ki;
Bulunduğu coğrafyada nüfuz sahibi olmayan, silik bir pozisyona sahip, gelişme ve büyüme gibi hedeflerden uzak bir Türkiye'nin gidip, yerine istikrarlı bir biçimde büyüyen, değil artık önünü, yıllar sonrasını bile görebilen, hedef belirleyen ve bölgedeki her gelişmede kilit rol oynayan bir Türkiye'nin gelmesi ister istemez rahatsız etti birilerini...
Bakmayın siz onların bizden bahsederken ''müttefik'' ya da ''dost ülke'' dediklerine!.. AB'si ABD'si, Rusya'sı ve onlardan daha ne kadarı varsa, alayı karşımızdadır bizim...
İşte bu sebeple Türkiye ne zaman palazlansa ve ne zaman sağlam adımlar atmaya başlasa, bu birilerinin ya karınları ağırır, veyahut dayanılmaz sancılar girer bir taraflarına... Ve hemen ardından başlarlar terör kozunu oynamaya!..
İşte Türkiye'nin içinde bulunduğu ahvalin en basit biçimde izahı da budur, izahatı da...
***
Gelelim Erzurum'a...
Malum, hafta sonunda sıkı güvenlik önlemleri alındı şehirde... Belli başlı caddelerin trafiğe kapatılması, uygulmalar, yol kontrolleri vesaire, vesaire...
Çok da iyi oldu...
Esasen bir huzur ve sükunet kenti olan Erzurum'da, güvenlik güçlerimiz tarafından ortaya koyulan bu çalışma, dosta güven verdiği gibi, düşmana da korku salmış oldu nihayetinde...
Ama böylesi durumlarda öyle bir düşman vardır ki; ne alınan tedbirden anlar ne de güvenlik önleminden...
O düşman ki; ''dedikodu''nun hem de takendisidir!
Sebebine gelince...
Hafta sonunda kimle karşılaştıysak; yolda markette ve manavda kiminle hasbihal ettiysek, sordukları ilk soru şu oldu:
''Erzurum'un bilmem neresinde intihar bombacısı yakalanmış, doğru mu?''
E, yalan!
Hem de kuyruklu yalan!
- Bakın, dedik...
- Terör, bir topluma sadece saldırılar gerçekleştirerek, bombalar patlatarak zarar vermez... Terör, toplum psikolojisiyle de oynar bazen...
Yani...
Senin, benim, komşumun, senin arkadaşının, ötekinin yoldaşının ve berikinin kardeşinin tedirgin edilmesi de terör saldırısıdır bir nevi... Amaç bellidir; toplum üzerinde korku psikolojisi kurmak, sindirmek, tedirgin etmek ve panik havası oluşturmak...
Aman ha!
Dilimize sahip olalım n'olur!
İlgili ve de yetkili makamlarca açıklanmamış hiçbir bilgiye itibar etmeyelim, inanmayalım; itibar edenleri ise anında uyarıverelim...
Ki, karanlık güçlerin ekmeğine yağ sürmemiş olalım... Ki, alınan her türlü güvenlik önlemine anlam katmış olalım...
Hem bunun adı nedir, biliyor musunuz?
Bunun adı; terörle toplumsal mücadeledir...
Hoş, birşey olacağından mı?
Değil elbette...
Maksat, bizi moralmen çökertmek isteyenlere kapak olsun işte...
***
Ve sözlerimizi gelin hep birlikte ''Amin'' diyeceğimiz dua ve niyazlarla noktalayalım...
Ya Rab!
Bu mukaddes vatanın her bir bucağında medfun olan Enbiya'nın, Evliya'nın, Ulema'nın ve Süleha'nın hürmetine, müşriklere imkan verme!
Bu mukaddes vatanın her bir köşesini ve her bir karış toprağını kanıyla yoğurmuş olan Şüheda'nın hürmetine, şer güçlere fırsat verme!
Ya Rab!
Minarelerimizi ezansız, gönderimizi bayraksız bırakma!
Ordumuza, yurdumuza, askerimize, polisimize ve milletimize güç, kuvvet, kudret, cesaret ve metanet ver!
Dinimiz bir, kıblemiz bir...
Sen bizleri bu istikametten ayırma, birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi ve beraberliğimizi bozmaya meyleden kim varsa da, kahr-u perişan eyle!
Amin...
Hasbinallah, ve ni'mel vekil...
''Allah bize yeter, o ne güzel vekildir...''
Ali İmran 173
Kalın sağlıcakla...