MÜSİAD'ın (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) Avustralya ve Japonya'da yapacağı şube açılışları vesilesiyle bize de ulaştırılan nazik davete icabet ettik. Yönetim kademesi olarak MÜSİAD Genel Başkanı Sayın Nail Opak, Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahman Kağan, Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Ahmet Selvi ve MÜSİAD'ın eski Genel Başkan Yardımcısı Ali Gür'le birlikte 'nin dört bir yanındaki MÜSİAD yöneticileri ve üyelerinin de katılacağı program için Erzurum'dan biz de M. Şekip Yavuz'la birlikte yaptığımız hazırlıkların arından hemen yola koyulduk.
Seyahat programında ilk etapta Avustralya'nın Melbourne, daha sonra Sidney şehri vardı. Tabi Melbourne'e hareket edeceğimiz nokta Singapur olduğundan M. Şekip Yavuz'la biz seyahate iki gün öncesinden başladık. Böylece Singapur'a MÜSİAD heyetinden önce varacak, Uzakdoğu'nun en kurallı ve en düzenli ülkesini bu sayede yakından görme ve tanıma imkanımız olacaktı.
Melbourne ve Sidney'e uzanmadan önce isterseniz Singapur'a dair izlenimlerimizi aktaralım sizlere:
UZAKDOĞU'NUN ŞEHİR ÜLKESİ: SİNGAPUR
Singapur, Güneydoğu Asya'da bulunan görkemli bir şehir ve aynı zamanda bir devlet... Yüzölçümü İstanbul'un yaklaşık altıda biri olan bu "şehir ülke" için "Dubai'nin bir başka versiyonu" da denilebilir aslında!.. Tüketim ekonomisinin dikkat çeken bir düzeyde göze çarptığı Singapur'a, eğlence merkezi gözüyle bakanlar da var, ticaret merkezi gözüyle de... Örneğin; bu ülkede ihracat Türkiye'nin neredeyse üç katına ulaşmış... 60 kadar adadan oluşan bu devlette en büyük ada, zaten şehrin kurulmuş olduğu ada; dolayısıyla nüfus yoğunluğu da burada şekilleniyor. Diğer adalar genellikle endüstri ağırlıklı olduğundan limanlar hemen dikkat çekiyor.
M. Şekip Yavuz'la birlikte çıktığımız iki günlük Singapur gezisi, adanın tamamını gezip görmeye yetmedi belki ama "Marina Bay Sands" adını taşıyan ve üç gökdelenin üzerine kondurulmuş olan gemiyi gezmek bile kayda değerdi. Yine Singapur'un sembolü olan Merlion Aslanı'nın bulunduğu doğal yaşam parkındaki canlılık, hakikaten görülmeye değer bir başka tabloydu. Tabi Siengapur'a gelmişken, dünyanın en büyük dönme dolabı olan "Singapore Flyer"e binmeden gitmek olmazdı. İnsanların binebilmek için neredeyse birbirleriyle yarıştığı bu dönme dolaba binerek bu koskoca "şehir ülke"ye kuşbakışı bakmak, denilebilir ki büyük bir keyifti.
SİNGAPUR'DA ADANA KEBAP, ETLİ EKMEK...
Singapur'da dikkatimizi çeken ilk şey, yiyecek-içecek sektörü oldu; çünkü bu sektörde yoğun olarak Türkler göze çarpıyor. Birbiri ardına sıralanan lokantaların neredeyse tamamına yakını Türklerin elinde ve Singapurlular bile Türk yemeklerini severek tüketiyor. Singapur'da hayat pahalı; örneğin kendinize 2 kişilik bir kebap ziyafeti çekmek istiyorsanız, bunun için yapmanız gereken en asgari ödeme 60 USD, yani yaklaşık 200 Türk Lira'sı... Türk yemekleri Singapur'da çok revaçta, öyle ki; Singapurlulara ait olan lokantalar bile müşterilerine sunmak için Türk lokantalarından yemek satın alabiliyor. Gerçi oradaki Türk yemekleriyle her ne kadar bizim damak tadımız tutturulamamış olsa da, neredeyse dünyanın öbür ucunda "Adana Kebap" ya da "Etli Ekmek" görmüş olmak bile - itiraf edelim- gururumuzu okşadı.
Hemen altını çizelim:
Singapur'daki Türk lokantaları, Türk damak tadını tam anlamıyla yansıtmaya başladıkları ve hizmetin sunumuna kalite kazandırdıkları an, öyle sanıyoruz ki; bu sektörde çok daha değerli kazanımlar elde edilebilir. Çünkü hareketli nüfusa ilaveten Türk yemeklerine gösterilen ilgi, Singapur'da aslında çok büyük bir potansiyelin varlığını gösteriyor.
ERZURUM'DA ÇAY, ORADA "TEH TARİK"
Herkes bilir ki; dünyanın neresinde olursa olsun bir Erzurumlu için vazgeçilmez olan içecektir çay...
Şekip Yavuz Bey durur mu!..
Çay bulabilmek için kaldığımız otelde adeta seferberlik ilan ediyor. Aradan dakikalar geçtikten sonra elinde bir fincanla beliren Şekip Bey, daha yerine oturmadan başlıyor elindeki kaşıkla çay içmeye!..
Çay dediysek, öyle bildiğiniz Erzurum çayı değil bu!..
İsmi Teh Tarik...
Görünüşte sütlü kahveye benziyor, ama değil... Öğrendiğimize göre Singapur'da çay böyle oluyormuş ve de kaşıkla içiliyormuş. Biz de gereğini yerine getiriyor ve birer fincan "Teh Tarik"i, çay niyetine yudumluyoruz. Tadına her ne kadar anlam verememiş olsak bile bir konuda emin oluyoruz; o da "Teh Tarik"in insanda uyku falan bırakmadığı... Çünkü Şekip Bey'le o gecenin neredeyse sabahına kadar uyuma güçlüğü çekiyoruz ve anlıyoruz ki; Singapur'da çaysız kalmak, uykusuz kalmaktan çok daha iyi...
12 SAATLİK BİR YOLCULUĞUN ARDINDAN...
Singapur Havalimanı'ndayız...
İstanbul'dan gelen MÜSİAD heyetiyle buluşmamızın ardından beklemeye koyuluyoruz. Hava yolculuğu iyi, güzel, hoş ve fakat hepimiz düşünceliyiz... Çünkü 21.20'e Singapur'dan bineceğimiz uçağın Avustralya'nın Melbourne şehrine varış saati: 07.45!.. Yani neredeyse 12 saat... Dolayısıyla uçağa biner binmez yapılacak en güzel şeyin uyumak olduğunu düşünüyoruz...
Saatler sabah 08.00'i gösteriyor; uzun bir yolculuğun ardından Melbourne Havalimanı'na iniyoruz... Kalacağımız otelde sabah kahvaltısını yaptıktan sonra yoğun bir gezi programına yelken açıyoruz... Coburg Camii, Glenroy İlim Koleji ve İslami Toplum Genel Merkezi ziyaretleri derken, aynı günün akşamı Melbourne'deki yerel gazetecilerin katıldığı basın toplantısı... Ve devamında MÜSİAD Avustralya Ofis açılışı ve Avustralya Mehter Takımı gösterisi var programda...
İtiraf edelim; günün yorgunluğunu atmak için Mehter Takımı gösterisi adeta ilaç gibi geliyor bize...
Düşünebiliyor musunuz?..
Türkiye'den on binlerce kilometre uzaklıktasınız ama kulağınıza Osmanlı marşları geliyor ve deyim yerindeyse hepimiz mest oluyoruz. Avustralya Mehter Takımı, Melbourne'de yaşayan Türklerin girişimleriyle kurulmuş. Öyle ki; oradaki Türklere ait her organizasyonda boy gösteriyor, hem tarihsel zenginliğimizi yaşatıyor ve hem de yüreklere cila atıyormuş bu ekip...
AVUSTRALYA'YA DAİR KISA BİR ANEKTOD...
Melbourne şehrine gelmişken, Avustralya ile ilgili kısa bir bilgi vermemek olmaz. 2015 yılı verilerine göre Avustralya'nın nüfusu 23 milyon 781 bin 169 kişi. Avustralya, 8 milyon 617 bin 930 kilometrekaresi karada, 80 bin 920 kilometrekaresi sularda olmak üzere toplam 8 milyon 698 bir kilometrekarelik bir alana kurulmuş. Hiçbir ülkeyle kara sınırı yok. Çevresinde sadece 25 bin 760 kilometrelik bir sahil şeridi var.
Güney yarım küresinde bulunan Avustralya diğer kıtalara nazaran çok değişik bir iklime sahip. Örneğin Türkiye'de kış iken, orada yaz vardır. Çöl kısmının bulunduğu batı taraflara yağış az düşer. Senelik ortalama 500 milimetreyi geçmez. Senelik yağışlar çok farklı olup, korkunç kuraklıklar her sene beklenen şeylerdendir. Kuzeyde ülkenin üçte birini teşkil eden bölgede tropikal iklim hüküm sürer. Senelik yağış 700 ile 1520 mm arasındadır. Ülkenin doğu ve kuzey kıyılarında, güney kıyılarının bir bölümünde, yağışlar normal olup, 1000 milimetreyi bulur. İç kısımlarda ise yağış ortalaması az olup, bunun neticesi olarak da nüfus seyrektir.
Kıtanın doğu kenarında nemli ve tropikal bir iklim görülür. Aşağı Murray Nehir vadisi ile Batı Avustralya'nın güney-batı köşelerinde Akdeniz iklimi hakimdir. Buralarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise yağışlı ve ılımandır.
"BENİM TOPRAĞIM VAR" DİYEBİLMEK İÇİN...
Avustralya'da tarım ve hayvancılık denilebilir ki; en göze çarpan sektörler. Çünkü Uzakdoğu'nun et ihtiyacının tamamını bu ülke karşılıyor. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nin sanki de karışımı bir yapıya sahip olan Avustralya'da, 3-5 dönümlük araziye sahip olmak hiçbir anlam ifade etmiyor. Türkiye'nin toprak varlığının hemen hemen üç katına sahip olan Avustralya'da bu yüzden "toprak sahibiyim" diyebilmek için çok daha fazlasına sahip olmak gerekiyor.
İşittiğimize göre; Avustralyalılar Türkler için "Siz buraya sonradan geldiniz" diyerek takılırlarmış... Tabi oradaki Türkler de, Avustralyalılar için kullanırmış aynı cümleyi... Zaten bu da Avustralya'nın demografik yapısının hayli hareketli bir süreç geçirdiğini gözler önüne seriyor. Kaldı ki, Avustralyalıların yerlilerine "Aborjinler" deniliyor ve bu kesimin nüfusunun her geçen yıl azaldığını Melbourne'deki MÜSİAD yetkilileri de ifade ediyor.
"EN YAŞANABİLİR ŞEHİR": MELBOURNE
Gelelim Melbourne'ye...
Melbourne, Avustralya'nın Victoria eyaletinin başkenti ve nüfusuyla ülkenin ikinci en kalabalık şehri... Aynı zamanda Melbourne bir milyon nüfusu aşmış şehirler arasında dünyanın en güneyinde bulunanı... Melbourne, The Economist dergisi tarafından yayınlanan "Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri" listesinde kültürel nitelik, iklim, yaşama ücreti, ve sağlık, suç oranı gibi sosyal koşullar bakımından birinci seçilmiş. İlaveten şehir, Avustralya'nın en büyük üç şirketine ev sahipliği yapıyor. Telstra, BHP Billiton ve National Australia Bank. Avustralya Ticaret Konseyi, Avustralya Sendika Konseyi ve Avustralya Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören şirketlerin çoğunluğu Melbourne'da bulunuyor.
Aynı zamanda Avustralya'nın spor kenti olarak adlandırılan Melbourne, ülkenin büyük spor musabakalarına ev sahipliği de yapıyor. Bunlar Melbourne Bahar At Yarışları Festivali (Melbourne Kupası buna dahildir), Avustralyan Formula Bir Grand Prix, Avustralya Açık Tenis Turnuvası ve AFL Büyük Finali.
MELBOURNE'DE MÜSİAD ŞUBESİ
Melbourne'deki ikinci günümüz...
Göçmen Müzesi ve Parlamento ziyaretleri var sırada. Ardından bakanlar ve milletvekilleri ile görüşmeler... MÜSİAD heyeti için hazırlanan programda St Patrick's Kathedrali, Fitzory Park ve Kaptan Cooks Cottage ziyaretleri de var. Programda yapılan kimi değişiklikler dolayısıyla heyetten ayrı kaldığımız da oluyor ama MÜSİAD'un Melbourne'deki Şube açılışındaki yerimizi hemencecik alıyoruz. Programın ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin Melbourne Başkonsolosu Mehmet Küçüksakallı'nın onurumuza verdiği akşam yemeğine katılıyor ve gündem üzere görüş alışverişinde bulunuyoruz. Türk işadamlarının Melbourne'de ulaştığı konum, hakikaten de mutluluk verici. Hele MÜSİAD'ın burada bir şube açmış olması dolayısıyla da, gelecek adına daha bir ümitleniyoruz.
AVUSTRALYA'NIN BAŞKENTİ DEĞİL, AMA...
Ertesi gün...
Melbourne'den ayrılıyor ve Avustralya'nın en kalabalık şehri olan Sidney'e geçiyoruz. Sidney, Avustralya'nın başkenti olmamasına rağmen büyük bir canlılığa sahip; kaldı ki, ülkenin en eski yerleşim merkezlerinden birisi konumunda. Sydney, dünyanın en görkemli limanlarından birine sahip. 4 milyon nüfuslu şehrin yüzölçümü 4 bin 900 kilometrekare. Limanın kuzey ve güney olarak ikiye böldüğü bölgeler Liman Köprüsü ve Liman Tüneli’yle birbirine bağlanıyor.
Kentin ana alışveriş alanı Elizabeth, King, George ve Park caddeleri arasında kalan bölge. Buradaki Queen Victoria Buiding, 20. yüzyılda Viktoryen mimari tarzında inşa edilmiş ve 400 mağazasıyla kentin en lüks alışveriş merkezlerinin başında geliyor. Bu bölgede yer alan alışveriş merkezleri dışında Paddy Markets, The Rock’sa Markets, Port Markets ve Glebe Markets gibi çeşitli pazarlarda alışveriş meraklıları aradığı her tür eşyayı bulabilir.
Sydney dünyanın kültür ve sanat merkezlerinin başında da geliyor. Okyanus kıyısındaki uzun kumsalları ve rahat yaşamıyla en gözde turistik destinasyonlardan biri olma özelliğine sahip. Örneğin; hiç rüzgar olmamasına karşın Büyük Okyanus'un kıyısında yüksekliği birkaç metreyi bulabilen dalgaları görmek pekala mümkündür. Bu yüzden surf tutkunlarının en uğrak şehirlerinden birisi haline gelmiştir Sidney.
ERZURUM'DA BUZ, SIDNEY'DE TEMMUZ
Sabah kahvaltımızı Sidney'deki Yeniköy Restaurant'ta ediyoruz. Hemen ardından yola koyuluyor ve ilk ziyarete Türkiye Cumhuriyeti'nin Sidney Başkonsolosu Şeyda Hanbay Arca Hanımefendi ile başlıyoruz. Program çok yoğun: NSW Parlamentosu, Sidney şehir merkezi, Opera House ve Darling Harbour ziyaretleriyle turumuza devam ediyoruz. Erzurum'da dondurucu soğuklar yaşanırken, açıkçası Sidney'de Temmuz yazı yaşıyor ve MÜSİAD heyetiyle birlikte bu ayrıcalığı Sidney Boğazı'nda gemi turuyla taçlandırıyoruz.
Ve akşam yemeği...
Mado'ya misafir oluyor ve geleneksel kendimizi geleneksel Türk lezzetlerinin dayanılmaz güzelliğiyle başbaşa bırakıyoruz. Günün yorgunluğunu atmak için çekildiğimiz otelden ertesi gün Sidney'e veda etmek için ayrılıyor; öğle namazımızı da, Auburn Gelibolu Camii'nde eda ediyouz. Avustralya'nın bu görkemli şehrindeki programımız sona erdiğinden heyet halinde Sidney Havalimanı'na hareket ediyor ve yaklaşık 8 saat sürecek olan Tokyo uçuşumuz için beklemeye koyuluyoruz.
Erzurum'da buz, Sidney'de temmuz
Herkes bilir ki; dünyanın neresinde olursa olsun bir Erzurumlu için vazgeçilmez olan içecektir çay...

Muhammet Özünal
26 Aralık 2016 Pazartesi 12:30
