Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'le 2014 Mahalli Seçimlerinin üzerinden geçen 2 yıllık süreyi değerlendirdik...
Makam odasının tadilatta oluşu nedeniyle Genel Sekreter Ali Rıza Kiremitçi'nin makamında bir araya geldiğimiz Başkan Sekmen, hal-hatır faslının hemen ardından başladığı değerlendirmesinde onlarca konuya değindi belki de.
Ulaşımdan girdik, altyapıdan çıktık, ilçe ve köylere ulaştırılan hizmetlerden girdik, sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlerden çıktık...
Başkan Sekmen'in ele aldığı her konu başlığı Erzurum için elbette önemliydi ama bizim üzerinde ısrarla durduğumuz husus, Büyükşehir Belediyesi'nin şehirde katma değer üretimini mümkün hale getirmeye yönelik adımları oldu...
Başkan Sekmen, Erzurum'a yatırımcıları çekebilmek için verdiği mücadeleye dair örnekleri sıralarken, ''yatırımcının elinden tutmak gerektiği'' şeklinde bir cümle sarf etti...
Nasıl yani, dedik...
Mesela, dedi...
''Erzurum'da Organize Sanayi Bölgesi ile dahi biz ilgileniyoruz... Öyle ki; bu anlamda hiç de üzerimize vazife değilken sırtlandığımız mali külfetler bile oluyor...''
Bu cümlenin satır arasında eleştiri oklarının kime doğru yöneltildiği çok açıktı ve fakat bizim ilgilendiğimiz asıl husus, ''teşvik'' oldu...
Dedik ki Başkan Sekmen'e:
''Erzurum'a yatırımcıları çekebilmek için peşlerinde koşturma gayretiniz elbette hoş, fakat şu da bir gerçek ki; hiçbir yatırımcı hatıra binaen para harcamaz, yatırım yapmaz!.. Bu yüzden Erzurum'u yatırımcılar için cazip hale getirmenin yolu vergi muafiyetinden geçiyor...''
Tamam...
Başkan Mehmet Sekmen, yatırımcıları Erzurum'a davet ederken çeşitli enstrümanlar sunuyor evet, ama geldiğimiz nokta şunu gösteriyor ki; eldeki malzemeyle bu iş mümkün olmuyor...
Yani?
Yanisi şu:
Erzurum'a yatırımcıları davet etmek ve bu yönde attığımız her adımdan sonuç alabilmek için elimizin güçlü olması gerekiyor... Elimizin güçlü olması için de, Erzurum'a vergi muafiyeti avantajının behemmehal kazandırılması lazım geliyor...
Çünkü...
Şu anda Erzurum'un bir yatırımcı açısından tercih edilebilir hiçbir yönü yok... Ve biz bu tabloyu değiştirmedikçe de, bu durum ne yazık ki değişmeyecek... Yani tercih avantajı Erzurum'un elinde değil de, her daim yatırımcının elinde olacak...
Bu bakımdan Erzurum'u hakikaten düşünen ve şehrin yarınlarına yatırım yapmak isteyen herkesin işte tam da bu hususta harekete geçmesi gerekiyor...
En başta da Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'in tabii ki...
Kaldı ki, bunu Başkan Sekmen'in kendisine de ifade ettik...
Dedik ki:
''Sayın Başkan, şu vergi muafiyeti konusunu ciddi bir biçimde gündeme getirir ve bu hususta bir konsensüs sağlayabilirseniz; peşinde koştuğunuz her bir yatırımcının ardına yenileri kendiliğinden dizilir...''
Ve bunun aslında imkansız birşey olmayacağını belirtmek için de, şu örneği verdik:
''Erzurum'dan her yıl toplanan vergi, ülke genelinde toplanan verginin sadece ve sadece yüzde 0,25'ine tekabül ediyor...''
Dolayısıyla bu tutarda bir verginin Erzurum'dan alınmaması devlete kaybettirmez, tam tersine kat be kat fazlasını kazandırır...
Başkan Mehmet Sekmen'e gelince...
Böyle bir teşvik uygulamasına gidilmesi yönünde başlatacağı siyasi bir seferberlik, emin olunuz ki Sekmen'e daha çok kazandırır...
Öyle ya!
Başkan her fırsatta demiyor mu ki; ''Erzurum'da istihdama yönelik yatırımlar yapılması için çok çalışıyoruz'' diye...
İşte kendisine büyük bir fırsat!
Düşsün bu işin peşine, baksın ki Erzurum'da ticaret nasıl da canlanıyor... Görsün ki, yatırımcılar Erzurum'a nasıl da akın akın gelmeye başlıyor...
Ve bir hatırlatma daha!
Hani her defasında "bu şehirde dedikodu neden yaygın?'' diye soruyoruz ya...
İşte bu yüzden...
Yani işi, gücü, ekmeği, rahatı, huzuru ve keyfi yerinde olmayan herkesin kucağına düşeceği şey, ne yazık ki dedikodu oluyor, iftira oluyor, karalama oluyor...
Hülasa iddiamız şudur:
Erzurum'da ekmek kapıları çoğalıp, işsizlerin sayısı azaldıkça, görülecek ki; şehrin ahlakı da düzelmeye başlayacak...
Ne dersiniz, denemeye değmez mi?
Son Güncelleme: 08.04.2016 11:09