Dün kaleme aldığımız ve Erzurum üzerine oynanmak istenen oyundan bahsettiğimiz yazımızla ilgili o kadar güzel tepkiler aldık ki; Erzurum adına bir kez daha umutlandık, bir kez daha gurur duyduk... 
Bugün de sizlerle söz konusu yazımızla ilgili olarak gerek mailimize ve gerekse haber portalımıza gönderilen yorumları paylaşmak istiyoruz...
İzninizle: 
Cemal Karaduman: ''Erzurum'daki kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmez. Ben bir Kürdüm. İki kızım var, eniştem Hasankaleli. Oğlumun hanımı da Karaçobanlı… Olmiya birbirimizi keselim...?''
Medeni Yalçın: ''Hain PKK ve onun işbirlikçileri, gidin kumda oynayın!''
Ahmet Dumlu: ''Erzurum üzerinde oyun oynanacak bir şehir değil, gitsin kendilerine başka bir oyuncak bulsunlar. Bu şehrin tepesi hele atmadı, bizi çileden çıkarırlarsa, Kandil'i de başlarına yıkarız'' 
M. Tevhit Kara: ''Samet Bey, ailelerin bu hususta çok dikkatli olmaları gerekiyor. Bilgilendirilmeleri gerekiyor. Özellikle delikanlılarımız bu konuda çok cevval ve hemen gaza geliyorlar. Lütfen bu konuyu devamlı gündemde tutalım''
Bu ve bunun gibi daha onlarca mesaj... 
Gördük ki; Erzurum olup bitenin farkında ve bu tür oyunlara gelecek kadar da basireti bağlanmış bir kent değil... 
Ama olsun! 
Biz yine de uyaracağız... 
Biz yine de, annelere-babalara, ağabeylere- kardeşlere çağrıda bulunacak; günün o gün olmadığını, hainlerin tek amacının Erzurum'u sokağa dökmek ve kardeşi kardeşe vurdurtmak olduğunu haykıracağız...
Ortadoğu'nun durumu ortada, hepimiz oralarda yaşananları görüyor ve hemen her gün dramatik görüntüler izliyoruz televizyonlarda... 
Onlar bir yerde şanslılar, çünkü Türkiye gibi bir komşuları var... Elinden geldiğince dertlerine derman olmaya, düşenin elini tutmaya ve imdat eylemeye çalışan bir Türkiye... 
Peki ya biz! 
Allah korusun ve muhafaza eylesin... 
Öylesi bir duruma biz düşecek olsak, sahi kimin kapısını çalacağız?
Suriye'nin mi? 
Irak'ın mı, İran'ın mı yoksa Mısır'ın mı? 
Hiçbirinin, inanın hiçbirisinin kapısını çalamayız... 
Yani... 
Yanisi şu: 
Hafazanallah bu ülke karışırsa, bizim gideceğimiz hiçbir yer yok... 
Ya kardeşliğimizi sıkı sıkıya muhafaza edecek ve hainlere geçit vermeyeceğiz ya da bu topraklarda helak olup gideceğiz... 
Allah'ım sen koru! 
Allah'ım sen öyle gün gösterme! 
Allah'ım sen bu milleti yurtsuz vatansız, ezansız ve bayraksız bırakma! 
Allah'ım sen değil namerde, merde bile muhtaç etme hiçbirimizi... 
Amin... 
Amin... 
Amin... 
Bu arada!
Sosyal medyaya da dikkat etmek lazım şu sıralar... Zira geçmiş yıllarda meydana gelmiş ve Türkiye'nin bugünkü gündemiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan fotoğraflarla bir algı operasyonu yürütmeye çalışıyor karanlık güçler... 
Misal: 
Gazze'de hayatını kaybeden 2 yaşındaki bir çocuğun cesedi, morgda yer olmadığı için bir dondurma dolabına koyuluyor... Ve bu olaya ait fotoğraf, üstelik 2005 yılında çekilmişken sosyal medyada aynen şöyle servis ediliyor: 
Cizre'de polis ve askerin saldırıları yüzünden ölen bu çocuğun cesedi, sokağa çıkma yasağı olduğu için defnedilemiyor. Çürümemesi için de dondurma dolabında bekletiliyor. 
Hadi buyurun, buradan yakın bakalım! 
Görüyor musunuz hainliği?
Görüyor musunuz kahpeliği ve de şerefsizliği? 
Dünkü yazımızı noktaladığımız gibi bugün de aynı hatırlatmada bulunalım yine: 
Aman ha, aman! 
Aman!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.