2016-04-13 09:35:55

Erzurum'da ne yazık ki!

Samet ÖZÜNAL

sametozunal@hotmail.com 13 Nisan 2016, 09:35

Erzurum, tarihi ve doğal nitelikleriyle olduğu kadar, beşeri zenginlikleriyle de kayıtlara geçirilmesi gereken bir şehir... Yani Mevlana ve Yunus Emre gibi isimler, nasıl ki dünya düşünce tarihine damgasını vurmuşsa, Erzurum'un da bu kalibrede edipleri vardır, alimleri, mutasavvıfları ve düşünürleri vardır...
Peki, Erzurum olarak biz bu gerçeğin neresindeyiz? 
Maalesef ve ne yazık ki; olmamız gereken yerde değil... 

*** 
Konya'ya gidenleriniz bilir... 
Bu şehirde turizm denilince elbette akla Selçuklular Karamanoğulları ve Osmanlılar gelir... İlaveten bu medeniyetlerin Konya'da bıraktığı izler; sayıları belki de onlarcasıyla ifade edilebilecek tarihi ve kültürel yapılarla şekillenir... 
Şimdi sıkı durun! 
Konya, tıpkı Erzurum gibi medeniyetler beşiği olmuş bir şehir olmasına karşın her "turizm" bahsi açıldığında listenin en başına Mevlana Celaleddin-i Rumi yazılır... 
Diğer bir ifadeyle Şeb-i Arus Törenleri... 
Dolayısıyla dini, dili, ırkı ve rengi ne olursa olsun, dünyanın dört bir yanından insanlar bu "gönül şehri"ne akın eder ve düşünce deryasının uçsuz bucaksız iklimine teslim ederler kendilerini... 
Üstelik üç gün değil, beş gün değil, üç ay değil, beş ay değil... Yılın neredeyse tamamında durum böyledir ve Konya'da turizm işte bu yüzdendir ki; hep zirvelerde seyretmektedir... 
Hem sadece Mevlana mı? 
Değil elbette! 
Konya'da bir de Nasreddin Hoca Şenlikleri vardır ki; yine tüm Türkiye'nin gözü her yıl Temmuz ayında bu bölgeye çevrilir... 
Yani? 
Yanisi şudur: yetiştirdiği alim, edip, mütefekkir, münevver, ilim ve irfan ehli ne kadar isim varsa, Konya tamamını sahiplenmiş ve denilebilir ki; Türkiye'de "inanç turizmi" noktasında bir rol model halini almıştır... 

*** 
Peki, ya Erzurum? 
Zengin tarihi geçmişi ve beşeri zenginliğiyle Konya'dan geri kalır bir yanı mı var yoksa?
Elbette hayır... 
Erzurum'da İbrahim Hakkı Hazretleri gibi bir ilim deryası, Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi gibi bir de mutasavvıf ve din bilgini var çok şükür... Kaldı ki; Erzurum'da bu zincire ekleyecek o kadar çok halka vardır ki; hangisini ele alırsanız alın sonuçta Erzurum'un bir başka ayrıcalığı çıkıverir ortaya... 
Neyse, gelelim asıl meseleye: 
Varlıklarıyla ve Erzurumlu oluşlarıyla her daim müftehir olduğumuz bu değerlerimizle ne kadar değerlenebildik peki?
Bu isimleri küresel anlamda markalaştırabilmeyi denedik mi mesela? Ya da bu isimlerle yeni nesli tanıştırmayı ve buluşturmayı, ilaveten yine bu isimler üzerinden Türk-İslam değerlerini dünyaya tanıtmayı aklımıza getirdik mi? 
Yazık ki, hayır... 
"Yavanlık" bizde adetten olsa gerek ki; bu değerlere sahip çıkma gibi büyük bir sorumluluğu, yine bu isimler altında güç bela faaliyet gösteren ve kendi yağlarında ancak kavrulabilen dernek ve vakıfların omuzuna yükledik... 
Bunlardan Birisi ERİHDER, diğeri ise Alvarlı Efe Hazretleri Vakfı... 
Hepsi bu kadar... 
Bizim "değerle değerlenmek"ten ve "değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğinden" anladığımız şey, işte bu kadar... 
Başka söze gerek var mı? 
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.