Aslında maksat, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde bir araya gelmekmiş, ancak Vali Bey'in yoğun gündem ve programlarından dolayı bu mümkün olmamış...
Her ne kadar gecikmeli olsa da, hedefin tam da 12'den vurulduğu bir toplantı olduğu rahatlıkla söylenebilir... Zira bu birlikteliğin sabahın erken saatlerine denk getirilmiş olması, hakikaten de çalışan gazetecileri bir arada görmek açısından pek bir isabetli oldu. Bu bakımdan Ali İhsan Bey'i tebrik etmek gerekir diye düşünüyoruz...
Her neyse...
Vali Bey, Erzurum'la ilgili olarak yine birbirinden önemli konulara değindi...
Kış turizmiyle başladı söze ve meslektaşlarımızın da sorularıyla oldukça kapsamlı bir değerlendirme yaptı...
Ve bir hususun altını ki, özellikle çizdi:
''Erzurum'daki karamsarlığın yerini artık pozitif bir algı almaya başladı''
Evet...
Bundan 2 yıl önce gazetemizi ziyaret ettiğinde yine bu konu gündemindeydi Vali Bey'in... (Hoş ziyaretlerinin arasını bu kadar açmamış olsa çok daha iyi olurdu ya, neyse...)
Demişti ki;
''Erzurum'da karamsar bir hava var. Şehirde yediden yetmişe herkes karamsar...''
Dolayısıyla ertesi günün manşetini işte bu ifadeler belirlemişti...
Ve bugün...
Manşetimiz yine aynı, fakat durum bu kez tam tersi...
Ne hoş, değil mi?
***
Peki, ne oldu da 2 yıl içerisinde şehirde böylesi bir değişim yaşandı?
Söyleyelim hemen:
Ne sihirdir, ne keramet; el çabukluğu marifet...
Hem sadece el mi?
Değil tabi...
Dil çabukluğu, pratik zeka, enerji, heyecan, samimiyet, gayret, özveri, disiplin, ciddiyet...
Şimdi diyeceksiniz ki;
- İyi de, 2 yıl öncesine kadar bunlar yok muydu?
Evet, yoktu...
Latif insanlardı belki ama önceki valilerde bu enerji yoktu maalesef... Kendi çaplarında birşeyler yapmaya çalıştılar, tamam... Ama itiraf etmek gerekir ki; bu şehir için Vali Altıparmak kadar kesinlikle çırpınmadılar...
Gelelim Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'e...
Vali Bey de ifade etti...
''Mehmet Bey, Erzurum için bir şans'' dedi...
Çok da doğru söyledi...
Zira önceki dönem belediye başkanları da, bu karamsar atmosferin mimarları durumundaydılar...
E, meşhur imam-cemaat temsilini bilirsiniz; geminin dümeninde durum bu olunca, mürettebatı da haliyle yatışa geçti...
Ve sonuç...
''Böyle gelmiş, böyle gitsin...''
Bereket, ak sakallıların duası bu şehrin başındaymış da, Allah yüzüne baktı Erzurum'un... Yoksa o günkü kafalarla halimiz nice olurdu?
***
Gelinen nokta itibariyle evet, Erzurum artık kendini farketti...
Erzurum, sahip olduğu değerlerini ele almaya, işlemeye ve yavaş yavaş katma değere dönüştürmeye başladı...
Kendine güvenmeye; bir zamanlar oynatamadığı eli ve koluyla bir yerlere tutunmaya başladı artık...
Görün, bakın!
Ayağa da kalkacak...
Yürüyecek önce, ardından koşacak ve depar üstüne depar atacak daha sonra...
Herkes büyüyecek...
Herkes gelişecek...
Hoş, koskoca memleket bir gecede ağaç kovuğundan çıkmadı ya; aslına yeniden rücu edecek... Yani bölgenin can damarını teşkil ettiği o eski zamanlarına...
Olacak mı, dersiniz...
Olacak...
Biz buna inandıkça, el ele verip, omuz omuza dayandıkça ve ortak paydamızı Erzurum oluşturdukça, göreceksiniz, bunu başaracağız...
Bugünden başlayalım mesela!
Kendi kendimize önce ''Ne olacak bu memleketin hali?'' diye sorup, ardından şu cevabı verelim: ''İyi olacak, Erzurum abad olacak, Erzurum dört başı birden ma'mur olacak'' diyelim...
Göreceksiniz, bu küçücük adım bile içinizi ferahlatacak...
Durmayın, deneyin hadi!
Emin olun ki, çok iyi gelecek...