2016-11-24 11:38:05

Neslin kime emanet?

Reşat COŞKUN

resatcoskun@hotmail.com 24 Kasım 2016, 11:38

Millet Mektepleri'nin açılış günü olan 24 Kasım ülkemizde 1981 yılından beri Öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. “İlmin bereketi muallime-ustada saygıdadır.” Nebevi kelamının hikmetine binaen öğretmenlerimizin hizmetlerinin unutulmadığını gösteren gün hakkında duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Öğretmenlik, insanlık tarihinin en mühim ve ölümsüz mesleğidir. Öğretmenler, bir toplumu müspet yönde değiştiren ve dönüştüren sihirli ellerdir. Bu nedenle aileler, kalp sevinci olan çocuklarını; ülkeler, istikballeri olan nesillerini kendi iradeleriyle öğretmenlerin ellerine teslim ederler. Öğretmenler bunun içindir ki bir milletin geleceğini ellerinde; yine o milletin mazisinin yükünü omuzlarında taşıyan insanlardır.
Öğretmenlik mesleği, her şeyden önce bir ideal, gaye ve bir hizmet mesleğidir. Peygamberler gönderilişlerini ve bu ulvi görevlerini “ Bir muallim olarak gönderildim” diye ifade etmişlerdir. Eğitimin gayesi, olumlu davranışlarla donatılmış bireylerden oluşan erdemli ve mutlu toplumlar vücuda getirmektir.
Bir insanı kurtarmanın, âlemi kurtarmak kadar önemli olduğu çok iyi bilinmelidir. Çünkü iyi eğitilen bir insan, huzurlu bir toplum ve mutlu bir gelecek demektir. Her meslek mensubunun hatasının makul düzeyde telafisi söz konusudur. Muhatabı millet olan öğretmenlerin yapacağı hatanın telafisi yoktur.
Öğretmenliği dünyanın en zor mesleği yapan: Eğitimle, çocukları yaşlarının gereği olarak farkında olmadıkları maddi ve manevi müspet bilgiyle donatırken süreci zora sokan, onlardan gelen genelde bilinçsiz direnmedir. Çünkü öğretmen çocuğa oyuna karşı çalışmayı, uykuya karşı ilmi, fevri davranışa karşı teenniyi, bugüne karşılık yarınları düşünmesini ve ona göre hazırlanmasını ister. Pahalı ve can yakan bir eylemle çocuğu yüzleştirir. Bu gerçek öğrencinin başlangıçta pek hoşuna gitmeyen bir durumdur. Lakin sevgiyle gerçekleştirilen dönüşüm, öğrenmenin sevincini zamanla kalplere yerleştirir. Terakki ve inkişafla kalıcı, nihayetinde de severek ve isteyerek öğrenmeyi doğurur.
Şeyh Sadi Şirazi:”İyi ki sultanların öğrenmenin sevincinden haberi yok! Yoksa kılıçlarını boğazımıza dayarlardı. Alın tacımızı, verin sevincinizi derlerdi.” demiş. Bunun içindir ki Yavuz Sultan Selim Han, hocasının atının ayağından kaftanına sıçrayan çamuru kendisi için şeref bilmiştir. Öldüğünde o kaftanının üzerine örtülmesini vasiyet etmiştir.
İmam Gazali ana-baba hakkıyla öğretmen hakkını kıyaslarken dört gerekçeyle öğretmen hakkının daha fazla olduğunu ileri sürer: “Ana-babanın çocuk için yaşadığı sevinçleri öğretmeninin yaşamaması, ana-babanın çocuktan ileride nemalanma beklerken, öğretmenin böyle bir beklentisinin olmaması. Ana-babanın çocuğa ancak mal-mülk biriktirebileceği biriken metanın çocuk ve başkalarının talanına açıkken öğretmenin verdiği bilginin o yaşadıkça işine yarayacağı ve ana-babanın çocuğuna en fazla dünyada yardımcı olacak bilgi verebildikleri halde öğretmenin iki cihanda işine yarayacak bilgiler vermesini üstünlük gerekçesi görür.”
Baş döndürücü değişimin yaşandığı bilişim çağında yaşıyoruz. Bunun için öğretmenlerin kendilerini yenilemeleri, geliştirmeleri ve değişimleri yakından takip etmeleri gerekmektedir. Öğretmen, hayatının her aşaması planlı olmalıdır.. Öğretmen yarını bir gün önceden yaşayan kişi olmalıdır. İfa etmekte olduğu meslek bu bakış açısını zorunlu kılar. Kendisinin yaşadığı çağda, yaşayacakları çağ farklı olan insanları geleceğe hazırlamak kolay bir iş değildir. Molla Gürani’nin sabrı ve kararlılığı, Akşemsettin’in ufku bize Fatih Sultan Mehmet Han’ı hediye etmiştir. “Doğuştan getirilen yetenekler kendiliğinden tekâmülden yoksundur.” Bilginin yanında sağlam bir öngörüyle böyle bir yüce gaye gerçekleştirilebilir. Bu nedenle öğretmen bilgisinin yanında makul hayalleri olan insandır. Muallimin hayalleri olmazsa, başkalarının hayallerinin de önemi yoktur. İyi bir istikbal için yetenekli bir öğretmene rastlamak çocukların şansı değil, hayatlarının gerçeği olmalıdır.
Öğretmen istikbalin göründüğü bir aynadır. Ona bakanlar ona verdikleri değerden yarına dair yaşacakları günlerinin saadetini veya felaketini görebilirler. Tarih boyunca öğretmenlerini yükselten ve yücelten milletler yarının mutlu ve güçlü ülkeleri olmuşlardır. Her makul ücret artışı talebinde maliye bakanlarının eline hesap makinesini alıp öğretmen sayısıyla küçük meblağı çarpıp büyük sonuçlar çıkarması zam yapmamak için sızlanmasının makul ve mazur görülecek bir yanı yoktur. Aksi durumda milletin geleceği olan çocuklar zamanla zekâca ileri olmayanlar eline teslim edilmiş olur ki bu da gelecekte yaşanacak bir milli felaket demektir.
Öğretmen feraset ve dirayet sahibi, kendisine bakanların iyiyi, doğruyu, hoşgörüyü, ülkesinin geleceğini gördüğü insandır. Yoksa hiçbir şey olamamışların mide belasına kerhen seçmek zorunda kaldığı meslek olmamalıdır. Öğretmen olmak ne zaman ki taliplilerinde ağır bedeller ister duruma gelir ve bu mesleğe ulaşamayanlar günümüzün revaçta olan mesleklerine yönelmek zorunda kalır ise işte o zaman çocuklarımız rol model gördükleri öğretmenlerin kendilerinde yapacağı değişime ve dönüşüme rıza gösterirler. Yoksa anne ve babalarının küçümsediği bir meslek grubundan çocukların alacağı bilgi, öğreneceği görgü olamaz.
Zaten öğretmenlik öğrencide değişim ve dönüşüm denen sancılı eğitim-öğretim sürecini başlattığı için evvelinde ve ahirinde kendisine karşı bir menfi bakışa muhataptır.
Zamanımızdaki gibi de karşısına yükselmek için oturan öğrencilerce karizması çizilmek gayesiyle açığı aranan, yükselmesinde katkısı olduklarınca da dudak bükülerek sürekli küçümsenen meslek olmamalıdır.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.