Nokta25 / Geçtiğimiz hafta, Araştırmacı-Yazar Reşat Coşkun ile “Erzurum’da petrolün varlığı” üzerine yaptığımız söyleşinin ardından, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde konuyla ilgili yüzlerce tarihi belge ortaya çıktı. Yapılan araştırmalarda Tercan, Erzurum ve Van hattındaki petrol yataklarının varlığını doğrular nitelikte belgeler ortaya çıkarken, Araştırmacı-Yazar Coşkun, söz konusu belgelerin iyice araştırılması ve Erzurum’da petrol arama çalışmalarının başlaması gerektiği konusunda çağrıda bulundu.
Coşkun ile yaptığımız çarpıcı söyleşi, toplumun genelinde büyük bir yankı oluştururken, yapılan Osmanlı Arşivi çalışmasında, petrol kaynakları ile ilgili tam 101 adet tarihi belgenin mevcut olduğu öğrenildi.
Arşiv çalışmalarında bir Erzurum sevdalısı olan Araştırmacı Nurullah Nehri’nin özverili çalışması, söz konusu belgelerin gün yüzüne çıkmasında etkili oldu. Bu belgelerden sadece iki tanesi olan “Dosya No: 1120 Gömlek No: 83930 Yıl: 1315 ve Dosya No: 1125 Gömlek No: 84357 Yıl: 1315” şeklinde kimlik bilgilerine sahip belgeler; bölgedeki petrol yataklarının tespiti, işletilmesi, imtiyazının alınması ve hatta petrolün bulunduğu saha ile ilgili bilgiler içeriyor. Belgelerin gün yüzüne çıkmasında emeği geçen Nurullah Nehri’ye teşekkür eden Coşkun, ortaya çıkan belgelerin bölgedeki petrol yataklarıyla ilgili olduğunu ifade ederek, “Hiç kuşku yok ki Erzurum, Pasinler ve Vangöl bölgelerindeki petrol yataklarıyla ilgili belgeler de Osmanlı Arşivi'nde var. Bunun için, araştırmacılar ve yetkili kurumlar konunun aydınlığa kavuşması için acilen çalışmalara başlamalı. Ben, tüm ifadelerimin arkasındayım. Yetkili kurumların her ne olursa olsun bu konunun üzerine gitmesi ve petrol arama çalışmalarının biran önce başlaması gerekir.” şeklinde konuştu.
Söz konusu söyleşide Coşkun, “İngilizler, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce yaptığı çalışmalar sonucunda Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar, Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında zengin petrol yatağı olduğunu tespit etmişlerdir. Savaştan sonra Osmanlı topraklarının paylaşılmasında söz konusu yataklar belirleyici oldu” şeklinde konuşmuştu.
Türkiye topraklarının dışında kalan, daha önce tespiti yapılan sahaların hepsinde petrolün bulunduğuna dikkat çeken Coşkun, Türkiye’de kalan topraklar içinde, daha önce tespiti yapılan petrol yataklarında, petrolün bulunmamasının şaşırtıcı bir durum olduğunu ifade etmişti. Söz konusu petrol kaynaklarının yıllar önce Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu ile İngiltere arasındaki yazışmalarda da görüldüğünü hatırlatan Coşkun, söyleşinin bir kısmında, “Birincisi, 1913 yılında Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu İngiltere ile olan yazışmalarında şehri önemli madenlerini; bakır, linyit ve petrol olarak belirtir. İkincisi, Lyon’da jeoloji mühendisliği okuyan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar Maarif Vekâletine liseler için jeoloji kitabı yazar ve burada önemli petrol yataklarına Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan yataklarını ilave eder. Üçüncüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum’u da anlattığı ‘Beş Şehir’ adlı kitabında Erzurum’un madenleri arasında petrolü de gösterir. Dördüncüsü Cafariye Camii’nin vakfiyesinde Tercan’da işletilen neft (Petrol) yataklarından bahseder.” Şeklinde konuşarak, Erzurum ve Bölge’deki petrol varlığını ciddi belgelere dayandırmıştı. Fırat YAKUT / YENİGÜN
Coşkun ile yaptığımız çarpıcı söyleşi, toplumun genelinde büyük bir yankı oluştururken, yapılan Osmanlı Arşivi çalışmasında, petrol kaynakları ile ilgili tam 101 adet tarihi belgenin mevcut olduğu öğrenildi.
Arşiv çalışmalarında bir Erzurum sevdalısı olan Araştırmacı Nurullah Nehri’nin özverili çalışması, söz konusu belgelerin gün yüzüne çıkmasında etkili oldu. Bu belgelerden sadece iki tanesi olan “Dosya No: 1120 Gömlek No: 83930 Yıl: 1315 ve Dosya No: 1125 Gömlek No: 84357 Yıl: 1315” şeklinde kimlik bilgilerine sahip belgeler; bölgedeki petrol yataklarının tespiti, işletilmesi, imtiyazının alınması ve hatta petrolün bulunduğu saha ile ilgili bilgiler içeriyor. Belgelerin gün yüzüne çıkmasında emeği geçen Nurullah Nehri’ye teşekkür eden Coşkun, ortaya çıkan belgelerin bölgedeki petrol yataklarıyla ilgili olduğunu ifade ederek, “Hiç kuşku yok ki Erzurum, Pasinler ve Vangöl bölgelerindeki petrol yataklarıyla ilgili belgeler de Osmanlı Arşivi'nde var. Bunun için, araştırmacılar ve yetkili kurumlar konunun aydınlığa kavuşması için acilen çalışmalara başlamalı. Ben, tüm ifadelerimin arkasındayım. Yetkili kurumların her ne olursa olsun bu konunun üzerine gitmesi ve petrol arama çalışmalarının biran önce başlaması gerekir.” şeklinde konuştu.
Söz konusu söyleşide Coşkun, “İngilizler, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce yaptığı çalışmalar sonucunda Musul-Kerkük, Hicaz, Hazar, Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan ve Van Gölü havzalarında zengin petrol yatağı olduğunu tespit etmişlerdir. Savaştan sonra Osmanlı topraklarının paylaşılmasında söz konusu yataklar belirleyici oldu” şeklinde konuşmuştu.
Türkiye topraklarının dışında kalan, daha önce tespiti yapılan sahaların hepsinde petrolün bulunduğuna dikkat çeken Coşkun, Türkiye’de kalan topraklar içinde, daha önce tespiti yapılan petrol yataklarında, petrolün bulunmamasının şaşırtıcı bir durum olduğunu ifade etmişti. Söz konusu petrol kaynaklarının yıllar önce Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu ile İngiltere arasındaki yazışmalarda da görüldüğünü hatırlatan Coşkun, söyleşinin bir kısmında, “Birincisi, 1913 yılında Erzurum’daki İngiliz konsolosluğu İngiltere ile olan yazışmalarında şehri önemli madenlerini; bakır, linyit ve petrol olarak belirtir. İkincisi, Lyon’da jeoloji mühendisliği okuyan Ordinaryüs Prof. Malik Sayar Maarif Vekâletine liseler için jeoloji kitabı yazar ve burada önemli petrol yataklarına Erzurum-Pasinler, Erzurum-Tercan yataklarını ilave eder. Üçüncüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum’u da anlattığı ‘Beş Şehir’ adlı kitabında Erzurum’un madenleri arasında petrolü de gösterir. Dördüncüsü Cafariye Camii’nin vakfiyesinde Tercan’da işletilen neft (Petrol) yataklarından bahseder.” Şeklinde konuşarak, Erzurum ve Bölge’deki petrol varlığını ciddi belgelere dayandırmıştı. Fırat YAKUT / YENİGÜN
Son Güncelleme: 09.09.2016 13:26