Yeni Dünyada uyuşukluğa yer yok. Bu uyuşukluk kol gücündeki uyuşukluk değil, beyin gücündeki uyuşukluktur.
Dünya tarihi çok devrim gördü. Ama biz en son yaşanan devrimin çocuklarıyız. Bu devrim ise İletişim Devrimidir...
Sanırım iki gündür dolaylı olarak anlattığım şeyleri artık doğrudan anlatma vakti geldi.
Profesör Peter Drucker'e göre vatanı olmayan altı önemli olgu vardır. Bunlar;
Para, enformasyon, çevre sorunu, terör, silah, bölgecilik...
Önemli olan bu olguların bazılarının anavatanı olmak; bazılarıyla da hiç uzaktan yakından ilgili olmamak.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin son Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov, "Dünya tümüyle değişmiştir. Eski değerlerle bugünü ölçemeyiz. Bize düşen, yeni uygarlığı, ona özgü yeni değerleri bulmaktır." demiştir.
Şimdi Türkiye tam olarak yeni değerler kavramımda tam olarak nerededir? Hakeza bu soruyu Doğu (Anadolu) ve Erzurum için de sorabiliriz...
Erzurum'da Atatürk Üniversitesi gibi köklü ve ETÜ gibi yeni doğmuş heyecanlı üniversiteler var.
Özellikle Atatürk Üniversitesi'nin Yeni Dünya'da tam olarak nerde olduğunu ciddi bir şekilde sorgulaması lazım. 60 yılda diğer üniversitelere rektör olarak atanan rektör yetiştirmekten başka ne yaptı. Rektör yetiştirme kursu mu oldu yoksa Silikon Vadisi mi?
Siz şimdi istemez miydiniz dünyanın dört bir tarafında Atatürk Üniversitesi'nde okumak isteyen öğrencilerin olmasını. Soğuk mu engel değil sadece bir bahane! Gerçekten böyle dünyanın değişim ve dönüşümüne katkı yapacak ne yaptınız? Lafa gelince atanmış rektör üzerinden üniversite kuran üniversite, icraata gelince FF...
Şehre dönecek olursak, aynı sorular Erzurum İli için de geçerli. Erzurum'un Türkiye ekonomisine katkısı nedir? Şehri yönetenler hiç dönüp Erzurum'un ihracat rakamlarına bakıyor mudur acaba?
Erzurum'un üretkenlik açısından en zengin olduğu sektör hayvancılıkken, Erzurum'a dışarıdan kırmızı et giriyor. Kırmızı eti çok seven Erzurum, tavuk yemekten neredeyse yumurtlayacak... Ama bunu göremeyenler var, çünkü onların bir eli yağda bir eli balda... Tavuk etini en fazla değişiklik olsun diye tercih edenler, kımızı etin ne renk olduğunu unutan halkı anlayamaz.
Aynı sorular tüm Doğu için geçerli.
Bu toprakların en büyük sorunlarından bir tanesi göç değil mi?
İnsanlar bu çetin kış şartları altında asgari ücretle çalışmak yerine Batı'da daha iyi koşullarda daha fazla para kazanmak için göç ediyor. İnsanlar niye burada kalsın ki! Bir neden var mı? Doğalgaz için istediğiniz pozitif ayrımcılık yerine, vatandaşı burada tutacak ücretler vermeniz gerekir. Belki de bu topraklarda yatırım yapan kişilerin vergi yükünü azaltıp, asgari ücreti de artırabilirsiniz. Alın size pozitif ayrımcılık. O zaman belki insanlar için burada kalmaya bir sebep doğar.
Koşullar düzeldi mi, o zaman mutlu birer kış şehirleri olur Doğu'daki şehirler. Refah seviyesi yükseldi mi eğitim de kaliteleşir. Eğitim kaliteleşti mi, o zaman değişim dönüşümde söz sahibi oluruz...
Ekonomide güçlü bir şehir olmak için sadece küçük sınırlar içine hapsolmamak gerekiyor. Yazının ilk serisinde tüm ülkelerin dar sınırlar içine hapsolurken, Avrupa'nın bir imparatorluk oluşunu örnek gösterdim. Şimdi ise Erzurum'un tek başına üretimde dolayısıyla ekonomide güçlü ve başarılı olamayacağını söyleyebilirim. Çünkü dağılmış bir güç var ortada. Bu gücün birleşmesi gerekir. Yani, Erzurum'da karar verici merciler sadece Erzurum'u düşünmemelidirler. Mesela turizm tanıtımları sadece Erzurum üzerinden değil, çevre şehirler üzerinden de yapılabilir. Erzurum'a gelen yabancı turiste ayrıca ona çok yakın olan Ağrı'daki İshak Paşa Sarayı'nı da görme imkanı olacağı belirtilmeli. Van, Kars, Erzincan, Malatya, Ardahan ve diğer birçok şehir.
Aynı şey kış sporları için de, fabrikalar için de, bilişim sektörü için de ve tarım hayvancılık sektörü için de geçerli. Bölgenin Avrupa gibi birleşerek 'tek güç' olması gerekiyor.
Tüm bu şehirlerin ve özellikle Erzurum'un en eksik tarafı muhalefetin olmaması. Erzurum'daki CHP, birbirlerini darp etmekten başka işi yapmıyor. Bir şehirde daha iyi hizmet yapılması için denetleyici, eleştirici, daha iyisini iddia eden bir muhalefet mekanizmasına ihtiyaç vardır. Bu mekanizma yoksa şehir, yokluk içinde varlık sahibi olduğunu düşünür...
Sanayi Devrimi'nin üstünden ne kadar süre geçti? Bir zamanlar dünyanın en meşhur silahlarını üreten Erzurum'da şimdi bir civata üretilebiliyor mu?
Bu iki soru herşeyi ortaya koyuyor aslında...
Daha fazla uzatmak istemiyorum. Tekrar Beş Mevsim'ime dönebilirim. Sağlıcakla...
Dünya tarihi çok devrim gördü. Ama biz en son yaşanan devrimin çocuklarıyız. Bu devrim ise İletişim Devrimidir...
Sanırım iki gündür dolaylı olarak anlattığım şeyleri artık doğrudan anlatma vakti geldi.
Profesör Peter Drucker'e göre vatanı olmayan altı önemli olgu vardır. Bunlar;
Para, enformasyon, çevre sorunu, terör, silah, bölgecilik...
Önemli olan bu olguların bazılarının anavatanı olmak; bazılarıyla da hiç uzaktan yakından ilgili olmamak.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin son Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov, "Dünya tümüyle değişmiştir. Eski değerlerle bugünü ölçemeyiz. Bize düşen, yeni uygarlığı, ona özgü yeni değerleri bulmaktır." demiştir.
Şimdi Türkiye tam olarak yeni değerler kavramımda tam olarak nerededir? Hakeza bu soruyu Doğu (Anadolu) ve Erzurum için de sorabiliriz...
Erzurum'da Atatürk Üniversitesi gibi köklü ve ETÜ gibi yeni doğmuş heyecanlı üniversiteler var.
Özellikle Atatürk Üniversitesi'nin Yeni Dünya'da tam olarak nerde olduğunu ciddi bir şekilde sorgulaması lazım. 60 yılda diğer üniversitelere rektör olarak atanan rektör yetiştirmekten başka ne yaptı. Rektör yetiştirme kursu mu oldu yoksa Silikon Vadisi mi?
Siz şimdi istemez miydiniz dünyanın dört bir tarafında Atatürk Üniversitesi'nde okumak isteyen öğrencilerin olmasını. Soğuk mu engel değil sadece bir bahane! Gerçekten böyle dünyanın değişim ve dönüşümüne katkı yapacak ne yaptınız? Lafa gelince atanmış rektör üzerinden üniversite kuran üniversite, icraata gelince FF...
Şehre dönecek olursak, aynı sorular Erzurum İli için de geçerli. Erzurum'un Türkiye ekonomisine katkısı nedir? Şehri yönetenler hiç dönüp Erzurum'un ihracat rakamlarına bakıyor mudur acaba?
Erzurum'un üretkenlik açısından en zengin olduğu sektör hayvancılıkken, Erzurum'a dışarıdan kırmızı et giriyor. Kırmızı eti çok seven Erzurum, tavuk yemekten neredeyse yumurtlayacak... Ama bunu göremeyenler var, çünkü onların bir eli yağda bir eli balda... Tavuk etini en fazla değişiklik olsun diye tercih edenler, kımızı etin ne renk olduğunu unutan halkı anlayamaz.
Aynı sorular tüm Doğu için geçerli.
Bu toprakların en büyük sorunlarından bir tanesi göç değil mi?
İnsanlar bu çetin kış şartları altında asgari ücretle çalışmak yerine Batı'da daha iyi koşullarda daha fazla para kazanmak için göç ediyor. İnsanlar niye burada kalsın ki! Bir neden var mı? Doğalgaz için istediğiniz pozitif ayrımcılık yerine, vatandaşı burada tutacak ücretler vermeniz gerekir. Belki de bu topraklarda yatırım yapan kişilerin vergi yükünü azaltıp, asgari ücreti de artırabilirsiniz. Alın size pozitif ayrımcılık. O zaman belki insanlar için burada kalmaya bir sebep doğar.
Koşullar düzeldi mi, o zaman mutlu birer kış şehirleri olur Doğu'daki şehirler. Refah seviyesi yükseldi mi eğitim de kaliteleşir. Eğitim kaliteleşti mi, o zaman değişim dönüşümde söz sahibi oluruz...
Ekonomide güçlü bir şehir olmak için sadece küçük sınırlar içine hapsolmamak gerekiyor. Yazının ilk serisinde tüm ülkelerin dar sınırlar içine hapsolurken, Avrupa'nın bir imparatorluk oluşunu örnek gösterdim. Şimdi ise Erzurum'un tek başına üretimde dolayısıyla ekonomide güçlü ve başarılı olamayacağını söyleyebilirim. Çünkü dağılmış bir güç var ortada. Bu gücün birleşmesi gerekir. Yani, Erzurum'da karar verici merciler sadece Erzurum'u düşünmemelidirler. Mesela turizm tanıtımları sadece Erzurum üzerinden değil, çevre şehirler üzerinden de yapılabilir. Erzurum'a gelen yabancı turiste ayrıca ona çok yakın olan Ağrı'daki İshak Paşa Sarayı'nı da görme imkanı olacağı belirtilmeli. Van, Kars, Erzincan, Malatya, Ardahan ve diğer birçok şehir.
Aynı şey kış sporları için de, fabrikalar için de, bilişim sektörü için de ve tarım hayvancılık sektörü için de geçerli. Bölgenin Avrupa gibi birleşerek 'tek güç' olması gerekiyor.
Tüm bu şehirlerin ve özellikle Erzurum'un en eksik tarafı muhalefetin olmaması. Erzurum'daki CHP, birbirlerini darp etmekten başka işi yapmıyor. Bir şehirde daha iyi hizmet yapılması için denetleyici, eleştirici, daha iyisini iddia eden bir muhalefet mekanizmasına ihtiyaç vardır. Bu mekanizma yoksa şehir, yokluk içinde varlık sahibi olduğunu düşünür...
Sanayi Devrimi'nin üstünden ne kadar süre geçti? Bir zamanlar dünyanın en meşhur silahlarını üreten Erzurum'da şimdi bir civata üretilebiliyor mu?
Bu iki soru herşeyi ortaya koyuyor aslında...
Daha fazla uzatmak istemiyorum. Tekrar Beş Mevsim'ime dönebilirim. Sağlıcakla...
Son Güncelleme: 01.02.2017 13:01